27 Eylül 2008 Cumartesi

İstemiyorum, göndermeyin

Acaba diyorum, teknolojiyle iç içe olup da dijitallikten bu kadar niye nefret ediyorum. Ama sonra diyorum ki kendi kendime, ben dijitalden değil, duyguların bu kadar dijitalize olmasından, dijital hayatlardan nefret ediyorum.

Geldi çattı gene bayramlar, kandiller. Ve tekrar başladı gönderilmeye o klişe bayram tebrikleri, mesajları. Hepsi birbirinin aynı ve sonu "... olsun, bayramınız kutlu olsun" ile biten, o ruhsuz "birörnek" dilekler. Hepsi de, sahiplerine tesadüfen gelen, gene aynı yolla "tesadüfi" ve "çoklu gönderilen" güzel maniler. Ve bazılarının sonunda "ya tanımazsa" diye yazılan sanal isimler.

İstemiyorum, göndermeyin...

Hiçbirşey hissetmiyorum bu mesajları alınca. Araya kaynadım gitti gene, diyorum içimden. Ve çoklu gönderen mutant kişilerin hayatlarında, mutant varlıklar olmaktansa, olmamak geliyor içimden.

Lütfen diyorum... Göndermeyin, istemiyorum...

Read more...

26 Eylül 2008 Cuma

CHP'de böyle adamlar da varmış!

Ağabeyim ile benim, siyasette pek de anlaştığımız söylenemez. O bir partiyi tutar ve ne olursa olsun onu savunur ben ise duruma bakarım. Bu durum da 'ülke için kim en iyisini yapıyorsa, kim güzel ve yararlı işler yapıyorsa, onu destekleme' durumudur. Yani benim için partiler yoktur, yapılan işler vardır ve bunu kim daha iyi yapıyorsa oyumu hakediyordur. 

Ağabeyimle ilk defa bir siyasi konuda anlaşmış bulunuyoruz: Kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin yeni yüzü oluyor (yüzünü İnönü'ye benzetiyoruz), ancak Deniz Baykal önüne engel çıkarmazsa. Bizce, Kılıçdaroğlu CHP'nin parlayan yıldızı oldu ve Deniz Baykal'ın önüne geçti. Özellikle son yolsuzluk olaylarında, adı sıkça duyuldu. Ancak bence, Kılıçdaroğlu'nda bir 'karizma problemi' var.

Acaba Kılıçdaroğlu, Ecevit gibi yapıp, Deniz Baykal'dan başkanlığı kapabilecek mi? Bunu zaman gösterecek. Eğer böyle olursa, bizim de -öteden beri var olan- ileri görüşlülük özelliğimiz kanıtlanacak sanırım.

Biz bunları düşünürken, sahur vakti nette de şunları buldum. 

"Her şeyden önce Türkiye Kılıçdaroğlu’nda uzun süredir aradığı “temiz, ilkeli ve mütevazı” lideri buldu. Kılıçdaroğlu önümüzdeki dönemde Türk siyasetinin parlayan yıldızı olacağını ilan etti. “Yeni bir Ecevit mi doğuyor?” sorusunu akıllara getirdi. Somut, kesin ve duygu yerine mantığı baş tacı ettiği duruşu ile Batılı siyasetçileri aratmadı. Tek handikapı yıpranan bir partili olmasıydı. Ama o, partisinin imajının üzerine çıktı. Savaşın galibi oldu."

Read more...

10 Eylül 2008 Çarşamba

Karikatürler

Son günlerdeki tartışmalar üzerine çok şey yazılabilir,
çok şey söylenebilir. Ama bunların hiç birisi bir resmin
anlattığından daha fazla etkili olamaz. Ben de böylelikle
tartışmalara bir ucundan da olsa katılmış olayım.

Buyrun, oluş sırasına göre, en güncelinden geriye doğru...






Read more...

7 Eylül 2008 Pazar

Bu Yazıyı 15 Kişiye Gönder!

"Facebook son zamanlarda aşırı derecede kalabalıklaştı. Birçok kullanıcı Facebook'un yavaşlamasından şikayetçi. Kayıtların gösterdiğine göre bunun sebebi çok fazla aktif olmayan kullanıcı olması. Öte yandan çok fazla yeni Facebook kullanıcısı var. Biz bu mesajı, kullanıcıların aktif olup olmadığını bulmak için çevrenize gönderiyoruz. Eğer aktif kullanıcı iseniz lütfen 15 kişiye bu mesajı kopyala+yapıştır yapın (yani gönderin diyor).

Bu mesajı 2 hafta içinde göndermeyenler, yeterli boş alan açılabilmesi için tereddütsüz silinecektir. Eğer Facebook hâlâ çok kalabalık olursa kibarca bir parça bağış isteyeceğiz (ödemeli yapacaklar kelekler). Fakat bu mesajı tüm arkadaşlarınıza gönderdiğinizde bize kimlerin aktif kullanıcı olduğunu gösterecek ve üyeliğiniz silinmeyecektir.

Facebook kurucusu

Mark Zuckerberg"

Bu gibi mesajlar sıkça gönderilir oldu mesaj kutuma. Dikkatle okuyunca, metindeki imla ve anlam hatalarından, böyle bir mailin tümüyle asparagas olduğu hemen açığa çıkıyor. Zaten sadece bu hatalarla da değil, her türlü yayılımcı e-postaları default olarak siliyorum ve gönderen kişiye de hafif sitemli gülüyorum, nasıl oldu da buna inandı diye.

Millet e-posta avcılığını, önceleri daha insani konularda yazılmış maillerle yapıyordu. Örneğin, "15 kişiye gönderirseniz, minik kıza 5 cent verilecek" türü mailler geliyordu, hoş şimdi de geliyor, değişen durum yok. Bir ara, mesajın 15 kişiye (Neden hep 15'tir bu, onu da anlamış değilim) gönderilmemesi durumunda MSN logosunun renk değiştireceği ve kullanılamaz hale geleceği, minvalli yazılar gönderilmişti, MS yöneticilerinin ağzından. Şimdi de üstteki Facebook yalanı dolaşıyor, posta kutularını.

Bir de bunların SMS'le gönderilenleri var. Ancak SMS paralı olduğu için, bazıları buna inansalar dahi kolay kolay göndermeye yanaşmıyorlar. Gönderebilmeleri için çok sağlam nedenlerinin olması lazım. Örneğin en son, "bu mesajı 15 kişiye gönderin ve 250 dakka bedava konuşun" diye bir SMS aldığımı hatırlıyorum. Hatta birinin gözü öyle dönmüş olacak ki, aramız hiç de iyi olmamasına rağmen, bana da gönderebiliyor :( (çoklu gönderdiği için araya karışmış olmalıyım!). Hesaplıyor hemen, 15 mesaj 2 kontörden, eder 30 kontör. Nerden baksan kardayım. Hemen yolla.

İşin garibi, bunlara inanıp da "15 kişi"ye gönderenler arasında, bu işten anlayanlar da var. Facebook ya da MSN'den dışlanmak istemiyorlar demekki. Onlardan mahrum kalmaktansa, en iyisi mesajda denileni yapmak.

Aslında bu maillerin içindeki e-posta adreslerini toplasam, belki ben de bunları bir iş için kullanabilirdim. Ama yazık ki gelen mailleri anında siliyorum. Peki ben, bu konuyu buraya yazarak ne yapmaya çalışıyorum? Hiç, tarihe not düşmektir niyetim, o kadar. Nasıl olsa, sadece kendimin uğradığı bir blogta yazdım diye, kimse vazgeçmeyecek göndermekten ama beni de bunları silme zevkinden mahrum edemeyecekler. Sitemle karışık gülücükler yolluyorum kendilerine.

Read more...

4 Eylül 2008 Perşembe

Krom, nemenem şeysin sen böyle!

Google Chrome'u daha bugün yükledim ve yaklaşık 4 saattir kullanıyorum. Gözüme ilk çarpan özellikleri hakkında bir şeyler yazmak istedim:


1. Kesinlikle hızlı, hissedilir derecede. İlk açılışı diğer akranlarına göre hızlı.
2. Arayüzü her zamanki gibi (google) çok sade. Büyük toolbox'lardan kaçınılmış.
3. Bence en güzel özelliği, adres çubuğunun artık bir google arama çubuğuna dönüşmüş olması. Burada AJAX'la güzel işler başarılmış.
4. Birden fazla pencere açılınca, Görev Yöneticisi'nde de o sayıda chrome.exe programı açılıyor. Bu da işlemciyi fazlaca kasıyor, özellikle benimki gibi düşük işlemcili bir makineyse.
5. Durum çubuğu yok, onun yerine şeffaf bir sekme getirilmiş.
6. Web geçmişimizi tüm detaylarıyla tutuyor ve bu da kişisel bilgilerin reklam malzemesi olabileceğini gösteriyor (başka işler için de kullanılabilir elbette). İlerde böyle bir özellik katabilirler, örneğin bizim gezdiğimiz sitelerin içeriğine göre düzenlenmiş reklam gösterimleri.
7. Son girdiğimiz sitelerin preview'lar halinde tutulması görsellik açısından güzel.
8. İndirme yöneticisi, biraz firefox'unkine benziyor.

Şimdilik ilk gözlemlerim bunlar. Böylelikle, bence Google, teknoloji olarak Microsoft'a bağımlılıktan kurtuluyor. Hatta bunun bir sonraki aşamasının, Google İşletim Sistemi olacağı bile söyleniyor. Bize de hayırlı olsun demek kalıyor son tahlilde :D...

Bu arada Krom'daki ilk yazımızı da yayınlamış olduk böylece..


Read more...
Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST