21 Nisan 2008 Pazartesi

Yüzsüzlük

Mahfi Eğilmez, Radikal'deki yazısında şöyle diyor:

"Küresel sistem kötüye gidiyor. Aslında belki de iddia edildiği kadar kötüye gitmiyor olabilir. Ama bunun önemi yok. Önemi olan herkesin durumun kötüye gittiğine inanıyor olması. Yani herkesin beklentilerinin kötüleşmiş olması. Beklentilerin kötüleştiği dönemde gerçekleşmenin iyi olması pek mümkün olmaz. Bu kötüye gidiş Türkiye'yi de etkiliyor. "

Çok zamandan beri savunduğu "kriz olacak" görüşünden vazgeçiyor ve diyor ki: "Aslında belki de iddia edildiği kadar kötüye gitmiyor olabilir. " Çevir kazı yanmasın durumları.

Aslında demek istediği şu: Ne zamandan beridir kriz uyarıları yapıyoruz ama gerçekte kriz oluşturacak bir durum olmayabilir. Ancak biz (Mahfi Eğilmez ve arkadaşları), o kadar olumsuz bir beklenti yarattık ki esasında bir kriz ortamı olmamasına rağmen, Türkiye bundan çok kötü etkilenecek.

Pes doğrusu. Hem milleti kriz beklentisine inandır, sonra da bunu itiraf et. Buna en hafif deyimle yüzsüzlük denir.

Read more...

18 Nisan 2008 Cuma

e-ticaret

Sevgili arkadaşım Atacan e-ticaret üzerine şu soruyu sormuş:

"Selamlar Kaptan!
nasılsın ne edersin, işler keyifler nasıldır?
Kaptan sosyal ağ ve internet tecrübelerine dayanarak sana bir soru sorayım..
Bir şahıs parasının bir miktarıyla on-line, teknolojik aletler satış merkezi
açmak istiyor.Herşey web üzerinden olacak.Şahıs ısmarlayacak,
parayı geçip, istediği şeyin gelmesini kısa bir süre bekleyecek.
Piyasada bu konuda kimler vardır?Bu konuda en büyük hangi eksiklikler vardır,
hangi açıklar kapatılabilir? Maliyeti sence ne tutar? Neler edersin?
Cevabını beklerim, görüşmek üzere hayrolsun :))
Selamlar, "

Atacan'a cevabım ise şöyle:

"Selamlar garp kumandanı Ata;
Allah'a şükür iyilik sağlık var, her şey yolunda.
Bugün babanız Atalay Bey'i gördüm, yüzündeki gülücükler
ve onu iyi görmek beni mutlu etti.
Şimdi Pir'im bu konuda araştırmalarıma göre, yeni baştan bir
yazılım yapmak hem çok uğraştırıcı oluyor, hem de çok profesyonel
bir yazılımcıyla çalışmak gerekiyor. Çünkü e-ticaret yazılımları komple bir sistemdir: Nakliyeci (kargo), banka, tedarikçiler..
Bunların hepsiyle anlaşabilmekve onların yazılımlarıyla entegre olmak (web servisleri) gerekiyor. Bunların dışında güvenli bir alış-veriş
yapılabilmesi için sistemin açıksız (minimum açıklı) olması gerekiyor.
Dolayısıyla e-ticaret konusunda uzmanlaşmış kişilerle çalışmak bir elzemdir.
Bu da uzun bir süreç.
Ben bu işe girmeye kararlı isem, e-maximum.com gibi sitelerden
hazır e-ticaret paketi satın alırdım. Bana kalan tek iş, gidip üçüncü
kişilerle anlaşmak. Örneğin bankalarla kredi kartı oranları,
sanal pos gibi konuları görüşüp çözümlemem gerekiyor.
Gelelim şimdi maliyet kısmına. e-maximum.com'dan paketi almak,
taş çatlasa 300-500$ fiyat aralığındadır.Bu şirketten e-ticaret konusunda
yardım da alınabilir. Diğer işlerde herhangi bir maliyet olacağını düşünmüyorum
(iyi bir işletmecinin sermayesi 'dilidir' unutma). Ancak sitenin iş yapabilmesi
için reklama ve iyi bir iş modeline gereksinim vardır. Bunlar da
senin iyi bildiğin, uzmanlık konularındır, sayın Paşam.
Girişimci arkadaşa (umarım sensindir :)) şimdiden başarılar dilerim.
Selamlar, hürmetler...
Şark'tan Gültekin"

Read more...

17 Nisan 2008 Perşembe

Bilişim Gazeteciliği

Su altı arkeolojisinin ortaya çıktığı yıllarda, önemli bir sorunla karşılaşıldı. Dalgıçlık oldukça “teknik bir işti” ve arkeologların hiçbiri bu beceriye sahip değildi. O nedenle su altındaki çalışmaları yürütmek amacıyla dalgıçlara bazı temel arkeoloji tekniklerini öğretmeye karar verdiler. Ama sonuç hiç de başarılı değildi. Dalgıçlar, çoğu zaman gözlerinin önündeki önemli eserlere dikkat etmiyor; kazı alanını arkeolojik disipline uygun olmayan şekilde kazıyor; çoğu durumda alanları tahrip ediyorlardı. Bu tablo karşısında radikal bir değişikliğe gidildi: Arkeologları dalgıçlık kurslarına göndermek. Bugün tüm dünyada, su altı kazılarını; asıl mesleği arkeoloji olan, sonradan dalgıçlık becerisi kazanan kişiler yürütüyor.

Sevgili arkadaşım Atacan bu konuda güzel şeyler yazmış.

Şimdi şu soruyu sormak lazım: Bilişimcilere mi gazeteciliği öğretelim, yoksa gazetecilere mi bilişimi?

Bana sorarsanız, bilişimi gazetecilere öğretelim. Çünkü şimdiye kadar hep bilişimciler gazetecilik yapmaya çalıştı ve herşeyi berbat ettiler. Çıkardıkları dergilerin durumu ortada. Disiplinler arası bir yaklaşımın sergilenmesi lazım bu konularda. Bizim bilişimciler herşeye 'bilişimci' gözüyle bakar, bakış açılarını değiştirmeyi sevmezler. Örneğin, BT yöneticilerimiz kendi işlerini, yazıcıya daha az gereksinim duyulacağı süreçleri geliştirmek yerine; her seferinde sorun çıkaran yazıcıya “acil” olarak müdahale etmek olarak görüyor. Ya da başka bir örnek vereyim: Video konferans tanıtımlarının Türkiye'de ilk yapıldığı yıllarda, BT yöneticilerimiz bu teknolojinin getireceği avantajları, kolaylıkları hiç düşünmeden; bu teknolojinin veri sıkıştırma tekniği, band genişliği gibi teknik konuları düşündüler ve bu teknolojiyi reddettiler. Sonuçta hem şirketleri kaybetti, hem de ülkemiz.

Son söz: Bilişime biraz sosyal bilimci (sosyal bilimci + bilişim = sosyal bilişimci) veya işletmeci gözüyle bakmakta fayda vardır vesselam...

Read more...
Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST