23 Ekim 2007 Salı

Batı'nın PKK anlayışı

Aslında şu (1, 2 ve 3) haberlere bakınca neden bir anda Kuzey
Irak'a müdahale edilemediği anlaşılıyor. Çünkü sadece 3 örneğini
verdiğim bu haberler İngiltere ve ABD menşeyli. Açıkça görülüyorki
Batı, PKKyı (özel isim mi ki ayrı yazayım?) 'Kürt Direnişçiler', 'Asiler',
'Özgürlük Savaşçıları' ya da 'Gerillalar' gibi ifadelerle anıyor.
Ve meseleye bir terör olayı olarak bakmadıkları gibi Türkiye'nin
Kürt'lerin barış isteklerine karşı durduğunu da belirtiyorlar. Böylelikle,
sanki bir Türk-Kürt çatışması varmış gibi gösteriliyor.

Bugün hükümet sözcüsü Cemil Çiçek'in dediği üzere en haklı
olduğumuz Kıbrıs davasında bile derdimizi yeterince anlatamadığımız
için, ya da kazan-kazan(win-win)'ın gereğini zamanında yerine
getiremediğimiz için şuan haksız durumda bulunuyor hatta Kıbrıs'ta
işgalci olarak görülüyoruz. işte tam da bu nedenden, Kuzey Irak'a
girmek için devlet bir yandan tedbirlerini alırken, diğer yandan
diplomasiyi de elden bırakmıyor ve askeri seçeneği en sona
bırakmış görünüyor. Gerçek şu ki sözün bittiği yerde savaş
kaçınılmaz olacaktır. Umarım herşey diplomasiyle çözülür ve
askeri seçeneğe gerek kalmaz.

Read more...

21 Ekim 2007 Pazar

What is terrorism? Is PKK a terrorist organization?

Of course we are know that PKK is a terrorist group. Therefore
we prepared this document to foreigners who don't want to accept
PKK as a terrorist group, not Kurdish rebels.

To figure out whether PKK (Kurdistan Workers' Party) is a
terrorist organization we have to first figure out what terrorism is.
What is terrorism? According to its definition we can conclude
whether PKK is a terrorist organization or not. From the top of ones
head terrorism could be defined as committing of various violent
illegal acts which physically or mentally harm the well being of an
individual or group of people with the aims of promoting
a political or religious ideology.

Another definition could be the premeditated, politically
motivated violence perpetrated against non-combatant (civilian)
targets by sub-national groups or clandestine agents, usually
intended to influence an audience. International Terrorism,
means that this group on its own or with closely coordinated
others conducts the same actions in more then one country.

Or according to Bruce Hoffman's recently (1998) published
"Inside Terrorism", terrorism is; "ineluctably political in aims
and motives; violent-or, equally important, threatens violence;
designed to have far-reaching psychological repercussions beyond
the immediate victim of target; conducted by an organization
with an identifiable chain of command or conspiratorial cell
structure (whose members wear no uniform or identifying insignia);
and perpetrated by a sub-national group or non-state entity."

The PKK killing spree started on August 15, 1984 where 2 police
officers were murdered (Eruh & Semdinli villages). In the ensuing
years 17,179 attacks resulted in over 30 thousand murders.
3,489 soldiers, 180 police officers and 1,144 armed village guards
were murdered. Among the 4276+ civilians massacred were
501 children, 512 women. You will agree with us that according to
pretty much all definitions of terrorism PKK is a terrorist organization.

Read more...

Ne Mutlu Türküm Diyene


Read more...

20 Ekim 2007 Cumartesi

Referandumda 'EVET'

Pazar günü yapılacak olan Referandum'da;

1- 12.'den olmak üzere Cumhurbaşkanını halkın seçmesi,
2- Genel seçimlerin 4 yılda bir yapılması,
3- Meclis karar yeter sayısının 184 olması

konuları oylanacaktır. Halkın bunu en işi şekilde düşünüp
karar vermesi gerekir. Son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde
çıkan krizi hatırlayıp, artık bunlara bir son vermek ve ülkeyi
çıkmaza sürüklememek için Referandumda EVET oyu vereceğim.
Herkesi de Evet demeye davet ediyorum.

Read more...

Sanal Borsa

Her konuda pratik en önemlisidir, der bir yabancı atasözü.
Borsa ile ilgileniyorsanız ve hisse senedi alıp satmak istiyorsanız
ancak bunu yapacak para ve cesaretiniz yoksa işte size kendinizi
deneyebileceğiniz bir sanal borsa oyunu: Virtual Stock Exchange

Bu siteden üye olur, kendinize sanal portföy yaratır ve diğer
üyelerle yarışırsınız. Kazanınca da kaybedince de aslında bir tek
kazancınız vardır: TECRÜBE. Tavsiye ederim...

Read more...

18 Ekim 2007 Perşembe

Genç Siviller Rahatsız (!)

2006 yılında bile darbe olan Tayland gibi olmaktan korkuyoruz.

Irkçılığın ve ayrımcılığın gündelik hayat haline dönüştüğü Apartheid Güney Afrika’sı olmaktan korkuyoruz.

Sokaklarda bile başörtüsüyle gezmenin yasak olduğu Tunus olmaktan korkuyoruz.

İran olma korkusunun tedavülden kalkmasından korkuyoruz.

Yeni Anayasaya “Türkiye Malezya olamaz, olması teklif dahi edilemez” maddesi konmasından korkuyoruz.

Emekli Subaylar, ADD ve ÇYDD’nin Kuala Lumpur meydanında Cumhuriyet Mitingi düzenlemesinden korkuyoruz.

Türkiye’deki cuntacıların Malezya’da darbe girişiminde bulunmasından korkuyoruz.

Genel Kurmayın, Malezya tehlikesi üzerine, iç hizmet kanunundan kaynaklanan sorumluluklarını hatırlatan bir gece yarısı bildirisi yayımlamasından korkuyoruz.

Malezya’ya benzememek için Türk bayrağından ay ve yıldızın çıkarılmasından korkuyoruz.

Bu tartışmaları ciddiye alan Malezyalıların incinmesinden korkuyoruz.

Malezya’ya benzemek isteyen İslamcı müteahhitlerin boğaza Petronas Kuleleri dikmesinden korkuyoruz.

Cumhuriyet Gazetesi reklâmlarındaki Tehlikenin Farkında mısınız? yazısının Malay alfabesiyle yazılmasından korkuyoruz.

Doğan Medya Grubunun Zaman ve Yeni Şafak Gazetelerini de satın almasından korkuyoruz.

Doğan Medya Grubunun Malezya’da Gazete Almasından korkuyoruz.

Bu gazetenin de “Malezya Malaylarındır” sloganıyla çıkmasından korkuyoruz!

Ertuğrul Özkök’ün bu gazeteye Genel Yayın Yönetmeni olmasından ise Malezyalılar korkuyor!

Aydın Doğan’ın bir kızının daha TÜSİAD başkanı olmasından korkuyoruz

Laik görünmek için eczanelerde bile içki satılmasından korkuyoruz.

Ramazan reklamı yapan Coca Cola’nın yeşil sermaye diye ilan edilmesinden korkuyoruz.

İsmail Türüt’ün Eurovision’da bizi temsil etmesinden korkuyoruz.

Ozan Arif şiirlerinden ÖSS’de soru sorulmasından korkuyoruz.

Katilleri öven açıklamalar yapan İzmir Baro Başkanının bir dönem daha seçilmesinden korkuyoruz.

Hürriyet Gazetesinin Pınar Selek’i 11 Eylül saldırısından da sorumlu tutmasından korkuyoruz

Yeri gelmişken, Fadime Şahin – Ali Kalkancı filminin devamının çekilmesinden korkuyoruz.

Meclis’i dualarla açılan Yunanistan’ın bizden önce Malezyalaşmasından korkuyoruz!

İstanbul Bienalinin Kemalizm eleştirisi yapan Küratörü Hou Hanru’nun ilk görüldüğü yerde Serdar Ortaç ve Reha Muhtar’ın 10. yıl Marşı söylemeye başlamasından, Şenay Düdek’ in çatal fırlatmasından, Hürriyet gazetesinin Hanru’nun Kürdistan haritası önünde fotoğraflarını üretmesinden, muhalif Küratörün Çin hükümetine teslim edilmesinden korkuyoruz.



gencsiviller.net

Read more...

13 Ekim 2007 Cumartesi

Kurtlar Vadisi



Kurtlar Vadisi'ni önceleri, çok reklam veriyorlar diye, seyretmezdim. Ancak tavsiyelerine çok güvendiğim arkadaşlarımdan dizinin methini duyunca, ilgisiz kalamadım. Dizinin sinema versiyonu 'KV Irak' filmini de seyrettim ayrıca. Daha sonra bu serinin 'Terör' temalı dizisini çok iştahlı bir şekilde beklemiş ve seyretmiştim. Bu filmin ve dizinin neden yasaklandığına meraklanınca, gazeteci-yazar Alev Alatlı'nın yazısını okumuştum. O gün çok sevdiğim bu makalede:

"Ey, ihtiyatlı resmi/sivil aydınları ülkemin! Ey, hayatı göğüslemeye gelince, sıradanlaşan sıradışı entellektüelleri ülkemin! Sakın, duymasın bizim yeniyetmeler kötülüğün amansız bir gerçek olduğunu! Biri diğerinin gırtlağına çökmüş, boğazlamaya çalışan, aynı kalbi paylaştıkları için bir ömür boyu başaramayan, ak saçlı siyam ikizlerinin varlığını. Çıplak memelerine yapıştırdıkları çıplak bebelerini, açlıkla kudurtulmuş bekçi köpeklerine teslim etmeyen, karınları burunlarında, çırılçıplak gebeleri. Dağıtılan beyinleri. Akıtılan beyinleri. Boşaltılan beyinleri. Çocuk çığlıklarını. Dev ... paraladığı ufacık çocukların cesetlerinden arda kalanları. Bir an önce ölmek için çırpınan gaz odası kurbanlarının haykırışlarını. Boşalan barsaklarının paniğini. Birkaç asılan, boynu kırık bedenleri! İşgalcilerin bir deri bir kemik bıraktığı bedenlerin dağlar gibi yığıldığı münbit toprakları. Çarpılan ağızları, dökülen dişleri. Oyulan gözleri. Kanı, dışkıyı, karanlığı. Eksi altmış derece soğuğu, artı altmış derece sıcağı. Karbonmonoksit, amonyak, metan püsküren taşlaşmış gezegeni. Tamahı, ihaneti, zulmü, iftirayı, tuzağı, dalavereyi. Soykırımın varlığını duymasınlar."

*****
"Yiğitliğin, "yiğitler"in kendilerinden başka kimseye erdem olarak görünmediğini de bilsinler. Hangi kitap kurdu demiş, öğretilmiş çaresizlik bu topraklarda yaşayakalmamızın önündeki en büyük müşküldür diye? Kim demiş, en büyük müşkül, yitirdiğimiz özgüvenin yeniden tesisidir diye? Hangi aklı evvel tespit etmiş, fena halde ürkütülmüş, savunmaya itilmiş olduğumuzu? Kavrukluğuna bakmayıp, durumu hamasi böbürlenmelerle idare eden bizim gibi ilkel kalabaların, "yiğit" tipolojilerine ihtiyaçları olamaz! "Yiğit" tipolojilerine, ne gerçekte, ne ekranda, ne sanalda, ne lâfta, ne perdede, ne temennide, ne de duada ihtiyaçları olamaz!
"Polat" tipolojisi de kim oluyormuş?!. Bırakın, yiğitlik, John'lara, Johnny'lere, marinlere, rambolara, dört köşe çeneli Marlboro erkeklerine kalsın. Biz, delikanlılarımızın başına çuval yerine kadın içliği geçirerek, "insancıl"laştığımızı sanalım! Bu gezegende obez bir efendinin sofrasına sığınmış bir garip besleme kadar bile şansımız olmadığını unutalım. Aklımızı, iz'anımızı, RTÜK'e ve sivil avenesine teslim edelim! Gerçeklik gibi, umut gibi, sanatsal üretim gibi, başarı gibi utanç verici düşüncelerden uzaklaşalım. Avrupa Yakası'na, olmazsa Gümüş'e takılalım, kimseyi incitmeyelim, kimseyi kırmayalım, medeni abilerimizin izinden ayrılmayalım! Müstehaktır. Dünyayı bilmeyen, dünyanın maskarası olur. Kötülüğü bilmeyen, yaşamın. "

Kurtlar Vadisi Pusu dizisini de aynı heyecanla seyrediyorum. Türkiye'nin şuanda içinde bulunduğu karmaşık durum çok sade ve anlaşılır bir şekilde izleyiciye sunuluyor. Özellikle son aylardaki 'terör' olaylarının, adeta menşeini resmediyor ve büyük fotoğrafı görmeye yardımcı oluyor. Umarım böyle de devam ederler. Konuyu Alev Hanım'ın çarpıcı sözleriyle bitiriyorum:

"Akıl vermek haddim değil; ama kadim bir Uygur diskuru vardır. "Kendinize güvenin!" der, "Kendinize güvenin! Akranlarınızın, çağınızın, Gerçeklik'in payınıza düşen kadarıyla da olsa, hakkını verin. Dil, din, ırk, cinsiyet ayırımının tuzağına düşmeden, zamanınızın en yetkin bilginleriyle, sanatçı ve filozoflarıyla dostluk kurun. Mahrem düşüncelerinizi aşkın zekâlarla paylaşın. Sizler, anneleri tarafından sakınılmak durumunda olan özürlüler ya da çocuklar değilsiniz. Kavminizin kaderini eline almaktan kaçınan korkaklar değilsiniz. Sizler, mağdurların kefaretini ödeyecek, kâbustan uyandıracak yetişkin erkeklersiniz."

Read more...

10 Ekim 2007 Çarşamba

Şehitler Ölmez

Ne mutlu Türküm diyene

Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza ve şahadet mertebesine ulaşan vatan evlatlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa, aziz milletimize başsağlığı diliyorum.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...

Read more...

5 Ekim 2007 Cuma

CeBIT'te bir 'Ben' var, benden içeru !


Nicedir gitmek istediğim CeBIT Bilişim Eurasia fuarına, nihayet bugün (5 Ekim) gitme fırsatı bulabildim. Her standı gezmek zor ve zahmetli olduğu için ben de Turkcell, Avea, Digiturk, Turksat, Vestel ve Samsung standlarını gezebildim. Bunlarla ilgili gözlemlerimi kısaca aktarmak isterim:

Turkcell'in standı oldukça eğlenceli ve canlıydı. Güzel seyirliklerin yanısıra, 3G ile ilgili çarpıcı uygulamalar, ATM'den kartsız para çekme, mobil belediyecilik hizmetleri, sim kartlı notebook ve mobil sağlık cihazları gibi ürünlerini görebilme şansına sahip oldum. Öncelikle belirtmeliyim ki Turkcell 3G teknolojisine önemli ölçüde yatırım yapmış. Ancak kişisel fikrim odur ki 3G ihalesinin iptal edilmesi Turkcell'in de işine yaramıştır. Turkcell yetkililerinden edindiğim bilgiye göre 2008 sonunda tekrar yapılacak olan ihaleye kadar, ülkeye de yeteri kadar 3G uyumlu cep telefonu girecektir. Bu da yapılan yatırımı 'fos' olmaktan çıkaracaktır. Amma velakin seneye yapılacak olan ihaleyi bu kadar 'ucuza' alabilecek midir, hepimiz göreceğiz.

Avea standı da görülmeye değerdi. Dans gösterileri, yarışmalar, hediyeler, interaktif oyunlar...
Özellikle, tüm yönlere dakikası 25 Ykr olan HepsiBir tarifesi, Avea hattı almamı sağlamıştır ki bu da Avea'nın fuar açısından başarılı olduğunu gösteriyor sanırım. Bunun yanısıra, yeni servislerden "biAlem, Renkli SMS, Neşeli SMS, Mobilİmza, MobilOfis uygulamaları" CeBIT'te Avea standında. Yiyecek ve içecekte de bonkör olduklarını söyleyebilirim.

Digiturk standı bayağı egzotikti. Her yer siyah ve tonlarıyla donanmıştı ki bu da insanı dijitalize eden bir durumdu kanımca. Fazlaca kalamadığım ancak Web TV ve Mobil TV teknolojilerini yakından görme fırsatını bulabildiğim bir standdı.

Vestel'in, özellikle HD televizyonlarıyla ilgi çekici bir standı vardı. İnteraktif oyunlar (Kabus22), yarışmalar fazlaca ilgi gören yerlerdi.

Samsung standı, 3 ve 3.2 MPiksel kameralı cep telefonlarıyla doluydu. Tasarımda 'aşmış' olduklarını ve Nokia'ya alternatif olduklarını söyleyebilirim.

Turksat standı, fırlatılmasına 160 gün kalan 'Turksat 3A' uydusu ve 'Uydu üzerinden Internet' odaklı tasarlanmıştı. Uydu üzerinden Internet konusu bakir alanlardan birisi olmakla beraber xDSL teknolojisine ne kadar alternatif olur, orası ayrı.

Sonuç olarak; teknolojinin içinde ben de varım, gelecek ufkumu genişletmek istiyorum bunun yanında güzel kızları da görmek fena olmaz diyorsanız, buyrun eğlence sizi bekliyor.

Ayrıca bkz: http://www.cebitbilisim.com/

Read more...

Tahir ile Zühre meselesi

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte.

mesela bir barikatta dövüşerek
mesela kuzey kutbuna keşfe giderken
mesela denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.


Ne güzel demiş Nazım... tahiri zühre sevmeseydi artık, yahut hiç sevmeseydi, tahir ne kaybederdi tahirliğinden? tahir tahirdi hep, hep de öyle kalacak, zührede bir tahir var, o da sadece zührenin olacak...

Read more...
Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST