6 Mart 2010 Cumartesi

Vicdani reddin geçersiz!


Er Muhammed Serdar Delice, "Benim Müslüman kimliğim asker olmayı kabul etmiyor" diyerek askere gitmeyeceğini söyledi.

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi'nde konu hakkında basın toplantısı düzenleyen Delice, Türklerin tarih boyunca üç kıtaya hükmettiğini anlatarak "Ama ne silahla ne de zorbalıkla. Maneviyatla, imanla, hoşgörümüzle sahip çıktık bütün uluslara" dedi.
Cumhuriyet Gazetesi bir süredir İlhan Selçuk'un eski yazılarını yayınlıyor. Bu haberin Cumhuriyet'te çıktığı gün İlhan Selçuk'un 8 Mart 1998 tarihli "Kör İnancın Robotu" başlıklı yazısı da yayınlandı. İlhan Selçuk yazısında şöyle diyor:
...Ama yeniçerinin yanında samurayın esamisi okunur mu?..

Yeniçeri olağanüstü bir buluşun sonucunda ortaya çıkan bir asker türü ki eşi menendi yeryüzünde yok!.. Osmanlı, Avrupa’nın köylerinden Hıristiyan çocuklarını çok küçük yaşta devşiriyor, eğitiyor, askeri öğretimden geçiriyor; artık ideolojik koşullanmanın bir robotudur yeniçeri…

Nedir o ideoloji?..

Osmanlı ‘nizam-ı âlemi’ oluşturacak; yani ‘Dünya Düzeni’ni kurmak gerekiyor; şeriatın geçerli olmadığı yer ‘Dar ül Harp’tır, küffara karşı sürekli savaş, Osmanlı’nın dünya görüşüdür; yeniçeri de bu amacın askeridir.

*

Hıristiyan çocuğu serpilip büyürken tepeden tırnağa yeni bir inanç eğitiminden geçiriliyor, savaş sanatını da öğreniyor…

Yeniçeri bir ‘terminator’dur…

Yeniçeri dünyayı fethedecektir; Yemen, Mısır, Balkanlar, Nemçe yetmez; Avrupa’nın altını üstüne getiren yeniçeri ordusu, sipahilerin yetersizleştiği yerde savaşa fırtına gibi katılıp işi bitiren güçtür.

Hıristiyan Avrupa’yı dize getirenlerin Hıristiyan çocukları olması, inanılmaz bir çelişkiyi vurguluyor, Osmanlı dehasını gözler önüne seriyor.
Bu iki yazının Cumhuriyet'te aynı gün (3 Mart 2010) çıkması tesadüf. Ama Er Delice'ye cevap veriyor İlhan Selçuk. Biz de kendi cevabımızı verelim:

Yanlış biliyorsun Sevgili Muhammed!
Türkler imanla, hoşgörüyle fethetmediler dünyayı. Silahla, kanla, canla, akılla fethettiler. Avrupa'yı, dize gelmeyen ulusları kılıcın gücüyle yendiler. İman, hoşgörü, maneviyat ise sonradan geldi.
Yani...
Kılıçla aldılar, imanla yönettiler.
Kanla aldılar, hoşgörüyle hükmettiler.
Can verdiler, maneviyatla sistemi kurdular.
Üç kıtaya hükmetmeyi böyle başardılar. Yoksa kimse biz daha fazla imanlıyız diye kapılarını açmadı.
İyi düşün, yanlışa düşme!

2 yorum:

mustafa,  7 Mart 2010 00:31  

serdar kardeşim hem müslümanım diyosun hemde askere gitmiyosun biliyomusun peygamberimiz bile müslümanlık yayılırken iki savaş yaparak asker gibi savaşmış ve müslümanlıgın yayılmasını saglamış ve biz tüklerde müslüman olduktan sonra müslümanlıkğı bütün dünyaya yaymışlalardır senin askere gitmemen adını aldığın muhammedi inkar etmektir

YeginOğlu 12 Eylül 2010 22:09  

Fikir özgürlüğü ile despot fikirlerin gönüllü reklamcısı olmak arasındaki fark, etrak-ı biidrak bireyler tarafından farkedilemiyor. Elma ile armudun aynı meyve olduğunu iddia etmek kadar tuhaf. Vicdani ret fikren de olsa bir haktır ama bu millete bunu dillendirirken, elde akılcı ve mantıklı bir gerekçe olmalı.

Bu nedenledir ki, aklını toplumsal diktelerden bağımsız kullanabilme yetisine sahip insanlar, ne İHD'ye, ne de bu dernek tarafından sahneye çıkarılan bazı figüranlara, akli ve samimi bir gözle bakamıyor.

İHD kendi bindiği dalı - ki bana göre o dal sınırın dışındaki ağaçlardan birinin gövdesine ait - kesmeye devam ediyor.

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST