5 Mart 2010 Cuma

Bir Postacı Hikayesi

Sevindiğim bir olayı anlatayım. Aslında sonucu bakımından şaşırdığım bir olayı. Dinleyin:

Bundan yaklaşık on gün önce yeğenim, içinde banka bilgilerimin de olduğu postayı getirdi. "Postacı yolda atmıştı, ben buldum" dedi.
"Nasıl olur," dedim. "Normalde her zaman evimize kadar gelen postacı niye böyle bir şey yapsın ki?"

Anneme sordum, "hemen hemen 2 aydır böyle yapıyor" dedi. İki aydır bize gelen kredi kartı ekstresi, telefon, internet faturası her neyse yola açık olan bahçe kapımızın hemen önünde bırakılıyormuş. En sonuncusu ise benimkisi oldu. Kredi kartı ekstrem ve banka hesap özetim.

Bunlar gizli bilgiler. Ekstre ne ise de banka özet bilgileri herhangi birinin eline geçmesi durumunda, eline geçen kişi biraz da uyanıksa, olumsuz sonuçlar doğurabilir. Başımı ağrıtması kuvvetle muhtemel...

"Şikayet et," dedi annem. "Git postaneye şikayet et!" Yok dedim, postaneye gitmeden de yaparım ben bu işi.
Oturdum bilgisayarın başına.
PTT'nin web adresini buldum, Google'dan.
Şikayet kutusuna aynen şunları yazdım, telefonumu da vererek:

"Posta dağıtıcılarından şikayetimiz var. Bize gönderilen hiçbir posta yaklaşık iki aydır elimize ulaşmıyor. Postalarımız daha önceleri ulaşabildiğine göre demekki adres bilgilerinde sorun yok! Postacımız, bize gönderilen bütün belgeleri yolda fırlatıyor ve bazen bu postalar birkaç gün sonra komşularımız tarafından bulunuyor. Bu belgeler içinde "geç kalınması durumunda mali külfet getirecek" belgeler de var. Bu sorunun bir an evvel çözülmesini rica ediyorum.."

Aynı mesajı bir de PTT'nin Iğdır Müdürlüğü'ne e-mail yoluyla gönderdim.
Birkaç gün bekledik.
Bir sonuç çıkar umuduyla...
Ancak kimseden ses seda yok!
Bize bu yönde ne bir telefon geliyor ne de bir mail...
Bu sefer daha ayrıntılı bir araştırma yaptım. PTT'nin Personel Daire Başkanlığı'nın ve Disiplin Daire Başkanlığı'nın e-posta adreslerini buldum. Aynı mesajı bu dairelerin tüm yöneticilerine yolladım. "Cevap gelmemesi üzerine ikinci mesajdır" diye de not düştüm.

Sonuç mu?
Sonuç pozitif.
Son mesajımın akşamının mesai bitiminde aradılar. "Sorun nedir?" dediler, anlattım. "Hemen yarın postacınızı size gönderiyoruz, gerekirse özür de dilettiririz" dedi telefondaki ses kapatmadan önce.

Ertesi gün postacı geldi.
Bir yanlış anlama olduğunu, kendisinin bize karşı bir husumetinin olamayacağını, bundan sonra bütün postaları da bizzat elimize ulaştıracağını söyledi. Sonra da özür diledi.
Biz de kendisini tanımadığımızı, bundan dolayı da kendisiyle kişisel sorunumuzun olamayacağını söyledik ve şikayetimizi geri çekeceğimizi bildirdik. Öpüştük koklaştık...
Sorun nihayetinde çözüldü.

Buradan bir sonuç çıktı.
PTT çalışıyor!.. Gerçekten de stres testini geçtiler. Eski vurdum duymaz PTT gitmiş, yerine sorun çözen, dinleyen, hatta özür dileyen, dinamik bir Ptt gelmiş.

Buradan iki de ders çıkıyor.
Iğdır, Iğdırmava belki Allah'ın nimetlerinin ulaştığı son nokta olabilir. Ama elimizde tüm bunları yok sayan bir alet var: Internet!..
İkincisi her kuşun eti yenmez!

1 yorum:

Atacan,  24 Mayıs 2010 20:01  

=))
orantısız güç kullanmışsın gülüm :)
zavallı postacı kahraman mühendisin bilişim teşkilatına karşı...
Onlardan da cevap gelmese AİHM'e de gidip "viyy devlet bizi gözardı ediyor, bizi yoksayıyor" diyecektin deel mi :)
Havasından mıdır suyundan mıdır bilmem ki :))

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST