5 Aralık 2009 Cumartesi

Sana bir de dinleyen lazım

Size çok şey anlatmak isterdim, oysa beni dinleyecek kimse göremiyorum. Sözüm gümüşse gidişim de altındır. Ben zaten bildiğim kadarını biliyorum, ihtiyacı olan siz dinleyin ki beni, alasınız dağarcığınıza yeni bir dünya.

Çok doğru ilim nerde siz nerdesiniz, size gerek dedikodu bana gerek susmak. Acırım mezara gidecek bu bilgiye, yanarım sizin çaresiz oluşunuza. Açın bakın gözlerinizi, ne olup ne bitiyor diye. Birileri gelmiş oturmuş tahtınıza, siz kendi tahtınıza hizmet etmeniz gerekirken, etmişsiniz tahtınızdaki yabancıya. Yazık etmeyin kendinize, çıkıp otursana o güzel tahtına...
Doğru ortada taht mı var da siz oturmadınız. Kızmayın bana ben yine derim oturun tahtınıza. Ama benim taht dediğim gönül tahtıdır. Gönlünü aç gönder gitsin fenalıkları, bırak kalsın güzelliklerini.
Her şey mal mülk değildir dostum. Asıl zenginlik içindeki zenginliktir. Sen boşuna mı geldin bu dünyaya, seni yaradan yaratmıştır bir nedeninle, lazımsın sen bu dünyanın işleyişine.

Kızmayınız bana, ben gerçekleri söylüyorum, diyorum ki: Senin içinde öyle bir güç var ki; önce karanlığı sal sonra aydınlığa koş; ama sen benim seninle alay ettiğimi düşünüyorsun. Benden bu kadar...

Yok ise nağmeni dinleyen guş
Nefes-i israf eyleme mekan-ı terk et.

(Seni dinleyen kulak yok ise; nefesini boşa tüketme, mekanı terk et.)

2 yorum:

alizafersapci 21 Aralık 2009 21:50  

Yazılarınızı ilgiyle okuyorum. Paylaşım için teşekkürler.

Adam 10 Şubat 2010 13:54  

ben de bugün ilgiyle başladım okumaya. durmak yok, yazmaya devam. :)

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST