9 Aralık 2009 Çarşamba

Kanadı Kırık Kuş

Söyle o kanadı kırık kuşa: "Gezdiği diyarlarda aşk acısı çeken hiç gördü mü?" "Aşkı uğruna yanıp kül olana hiç rastladı mı?"

Kanadı kırık kuş, sanki konuşmaya hasretmiş gibi başladı tek tek anlatmaya:

Öyle aşklar öyle aşıklar gördüm ki varlığımdan korktum. Leyla'sının gül tenine dokunamayan Kays'ı gördüm. Gördüm de mihnetime sığındım. Yüreğim terk edip, ruhumun yangınına teslim etti. Zavallı biçare halime acıdım. Ah Kays! Seni senden eden bu aşka etmez miydi insan isyan? Şükürlerle yola düşmek de neydi öyle? Sorarım sana Leyla: "Hiç mi düşünmedin, cennetti kaybetmek uğruna Kays'a tutulmayı?"
Gelişinin gidişinden farkı olmadığını söyledi.
Kays'ı sonsuz aşk için kaybetmişti. O artık Mecnun'du. Çöllerin yaralı yüreği...

Kanadı kırık kuş gözlerinden iki damla yaş akıtarak devam etti konuşmasına. Dedi ki: Dillere destan Kerem ile Aslı gördüm, od düştü yaradanın yarattığı bedene. Yandım kül oldum, külümden ben oldum. Kerem değil ben yandım, bin defa milyon defa...
Sadece ben yandım, aşıklara can veren yürekler yandı.

Kanadı kırık kuş sustu. Uzun bir süre sessizliğini korudu. Anlaşılan takati kalmamıştı. Devam etti konuşmasına. Dedi ki: "Gözümün görmediği güzelliği gördüm. Ben o ahuyu gördüm de bittim. Bittiğim yerde de Ferhat'ı gördüm. Dağ dayanmadı onun aşkına, Şirin nasıl dayansın?"

Kanadım kırık değil; sadece kalbim kırık. Ben de çok sevdim ve de çok sevildim. Ama kapıldım dünya saltanatına yok saydım aşkı... Aşkı görünce sarıldım aşkıma. Gece gündüz aradım bulamadım aşkımı. Meğer gönül dediğin sırça saraymış, bir kez kırıldı mı bir daha asla tamir olmazmış.

Masumiyetin safça yaşandığı gökyüzüne tövbe ettim."Mutluysan kanatların vardır, mutsuzsan kanadı kırık kuş misalisin."

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST