13 Aralık 2009 Pazar

Dünya Düzdür

Thomas Friedman'ın Dünya Düzdür kitabı bu seride okuduğum üçüncü kitap. Bu seriden; küreselleşmeyi anlatan, dünyayı anlamlandırmaya çalışan, insanlığın geçirdiği evrimi tespitleyen ve geleceğin nasıl kurgulanacağını öngörmeye çabalayan kitapları kastediyorum. Diğer iki kitap da Alvin Toffler'in "Üçüncü Dalga" ve "Şok" kitapları. Her birinden müthiş keyif aldım ve oldukça bilgilendim.

Bu kitabı araştırırken kitapgazetesi.com'un kitap hakkındaki eleştirisini okudum: "Thomas Friedman Dünya Düzdür’de günlük gazeteleri dikkatle takip eden sıradan bir okur-yazarın bilmediği hiçbir şey söylemiyor." Bana göre kısmen doğru ancak çok abartılı bir söylem. Çünkü teker teker bilgilerden; günümüz dünyasında insanlığın nasıl olup da buralara geldiğini ve nasıl bir süreçten geçtiğini anlayabilecek nitelikli/kaliteli okur sayısı çok azdır. Hele ki eleştiride bahsedilen "sıradan okur yazar"ın anlaması mümkün değildir. Böyle bilgileri derleyen ve onları anlamlı bir bütün haline getiren kitaplar günümüzde yok satıyorlar. Ve böylece günümüzü özetleyen "entegre etme" kavramının da içini dolduruyorlar.

İşte Dünya Düzdür'de tıpkı diğerlerinde olduğu gibi dünyanın gelişimini anlatan bir kısım:

Günümüz dünyasının en belirgin tanımlarından biri olan Küreselleşme aslında üç büyük dönemden oluşmaktadır. Küreselleşme I adını verebileceğim birinci dönem 1492’de Kristof Kolomb’un eski dünyadan yeni dünyaya yelken açmasıyla başlayıp, 1800’lere kadar sürmüş ve dünyayı Büyük Boy’dan Orta Boy’a küçültmüştür. Bu dönemin önde gelen unsurları ülke ve ülkenin sahip olduğu güçtü (insan gücü, beygir gücü, buhar gücü). Ülkenin gelişmişlik düzeyi bu güçlerin en yaratıcı biçimde nasıl kullanıldığına bağlıydı. Küreselleşme I’de birinci soru şuydu: “Ülkem, küresel rekabetin neresinde? Ülke olarak nasıl küreselleşip başka ülkelerle işbirliği yapabiliriz?

1800’lerden 2000’e kadar süren
Küreselleşme II, dünyayı Orta Boydan Küçük Boy’a küçültmüştür. Bu dönemde küresel entegrasyonun arkasındaki dinamik güç çok uluslu şirketlerdi. Hollandalıların ve İngilizlerin başını çektiği ve sanayi devrimiyle gelişen bu çok uluslu şirketler pazar ve işgücü bulmak için dünyaya açılmışlardı. Dönemin birinci evresinde buhar makinaları ve demiryolları ulaşım maliyetlerini düşürmüş, ikinci evresinde ise telgraf, telefon, PC, uydu, fiber-optik kablolar iletişim maliyetlerini azaltmıştır. Mal ve bilginin kıtadan kıtaya kolayca ve hızla iletilebilmesi sayesinde gerçek küresel ekonominin doğuşu ve olgunlaşması bu evrede olmuştur. Bu dönemde en önemli soru şuydu: “Şirketim küresel ekonominin neresinde? Şirket olarak nasıl küreselleşip başka şirketlerle işbirliği yapabilirim?

2000 dolaylarında yepyeni bir döneme girdik:
Küreselleşme III. Küreselleşme III dünyayı hem Küçük Boydan Minik Boy’a getirmekte hem de oyun alanını düzleştirmektedir. Küreselleşme I’in arkasındaki dinamik güç ülkeler, Küreselleşme II de şirketler iken küreselleşme III de BİREY olmuştur. Bunu sağlayan, fiber optik şebekeler ve çok çeşitli yazılımlardır. Şimdi bireyler kendilerine sorabilirler ve sormalıdırlar da: “Ben küresel rekabetin neresindeyim? Küresel düzeyde başkalarıyla nasıl işbirliği yapabilirim?

Küreselleşme I ve Küreselleşme II’nin esas aktörleri Avrupalı ve Amerikalı ülkeler,
şirketler ve kaşiflerdi. Ancak dünyayı hem küçülttüğü hem de düzleştirdiği için Küreselleşme III’de Batılı ve beyaz ırktan olmayanlar da (birey veya şirket olarak) oyun alanına girmekte ve güçlenmektedirler. İletim ve iletişim sorunları ortadan kalktıkça oyun alanı, daha doğrusu dünya düzleşmiştir.

Ulus-devletin ve Sanayi Devriminin doğuşu gibi kökten değişimler
bireylerin rolü, kadınların rolü ve hükümetlerin rolü ve şekli; yenilik, savaş ve iş yapma şekli; eğitim, din ve sanat yaklaşımları ve bilimsel araştırmalar üzerinde derin etki yapmıştır. Uygarlık büyük bir değişim geçirdiğinde tüm dünya sarsıntı yaşar. Ancak bundan önceki değişimlerle yenisi arasındaki köklü fark vardır: yayılma hızı ve derecesi. Gutenberg matbaayı icat ettikten sonra baskıya geçiş onlarca yıl sürdü ve uzun bir süre gezegenin yalnızca küçük bir kısmında gerçekleşti. Sanayi Devrimi de öyle. Oysa düzleşme süreci ışık hızıyla yayılmakta ve gezegenimizdeki pek çok kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Yeni döneme geçiş ne kadar hızlı ve yaygın olursa sarsıntı da o kadar büyük olacaktır.

Buradaki Küreselleşme adımlarını Alvin Toffler Birinci, İkinci ve Üçüncü Dalga diye adlandırmıştı. Yazı çok uzun oldu ancak muradımı anlatabilmem için de bunları vermem gerekiyordu. Bir sonraki yazımda neden bu konulara girdiğimi anlatmaya gayret edeceğim.

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST