19 Eylül 2009 Cumartesi

Bir kitap nasıl çok satar? Formülü açıklıyorum

Bizde bir kitabın yüz binler satması başarı sayılır. Gazetelere dergilere haber olur. Günlerce yazılır çizilir. Oysa dünyaya baktığımızda bizim rakamların pek bir gülünç olduğu ortaya çıkıyor. Bir Harry Potter'ın ilk 24 saatlik satışının kusuratına bile yetişemiyor bizim tüm zamanların çok satanı. (Dan Brown'un "Da Vinci Şifresi" kitabı 51 dile çevrildi. 2009 başı itibarıyla dünya çapında 80 milyon sattı. Dan Brown’un ilk kitabı "Melekler ve Şeytanlar"ın ise şimdiye kadarki satışı 39 milyon. Harry Potter’ın son kitabı, İngiltere’de 24 saatte 2 milyon 652 bin 656 adet satarak en hızlı satan kitap rekorunu kırmıştı. Kaynak: Hürriyet).

Bizim Elif Şafak Türkiye'de tüm zamanların en çok satan yazarı. Yazdığı "Aşk" romanı tüm pazarlama faaliyetlerine rağmen şimdiye kadar 400 bin civarında sattı. Türkiye şartlarına göre bir başarı sayılabilir tabiki. Ancak bu rakam, çıktığı ilk günde 2 milyon 652 bin satan Harry Potter'ın kusuratına bile yanaşamıyor...

Peki bizde böyle satışlara nasıl ulaşılır?
Nasıl becerilir?..

İngiltere'nin nüfusu 51, bizimki ise 71 milyon. Biz daha fazla (nicel) olduğumuza göre, bu farkı bir: Nitelikli insan/okur kitlesi yaratıyor. İki: Merak...

Nitelikli okura kitaba para veren okur da diyebiliriz. O halde kitap satışlarının ekonomiyle doğrudan bir ilişkisi var. Korsan yayının yaygınlığı da bundan.
Ama bunu sadece ekonomiye de bağlayamayız. Gençlerin elinde son model telefonlar bulunuyor. Üstelik birkaç ayda bir de yenisiyle değiştiriliyor bunlar. O halde kitap olayını sadece "paraya" bağlarsak tespitimiz eksik kalır.

Alışkanlık önemli...
Yani okuma alışkanlığı...
Bu alışkanlığı da kişi başta ailesinden, okuldan, çevresinden edinir. Bazen de kişinin kendi çabalarıyla oluşur. Kitap gazete okuyan, okumayı seven bir toplum (Japonya'da sadece bir gazetenin günlük 10 milyon sattığını okumuştum.) olursak eğer, bizde de milyonları bulan satışlara rastlayabiliriz...

Bir de merak konusu var. Okurun bir kitabı alması için o kitabı müthiş merak etmesi gerekir. İnsanın başına ne gelirse meraktan derler ya, aynen öyle. Çok abartılı duruyor ama gerçekten öyle. En basitinden, sigara içenlere sorun nasıl başladığını, meraktan diyecektir. Merak insanı her mecraya sokar yani.

O zaman birileri lazım ki kitap basıldığında böyle bir merak ortamı yaratsın. İşte burada pazarlama kavramı girer devreye. Pazarlamacılar kitabı alır ve onu karşı konulmaz bir merak ambalajına sarar. Bunu da yapmak kolay değil elbet. Dünyanın en büyük pazarlamacılarının ABD'de olduğunu düşünürsek pazarlamanın kitap satışlarındaki etkisini daha iyi kavrarız.

Özetle diyeceğim şu: Nitelikli/değerli içerikli bir kitabın veya yazılı basımın çok satması, nitelikli okur kitlesi ve "herkeste" merak uyandıracak bir pazarlama stratejisi ile mümkündür.

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST