23 Ağustos 2009 Pazar

İsimle Bölme

Özdemir İnce'nin bir sürü kitabı var. Değerli bir çevirmen aynı zamanda. Kendisini takip etmiyordum önceden. Yazdıkları pek bir ilginç gelmiyordu. Ancak ben onu Simyacı romanında tanıdım ve sevdim.
Kitap tercüme etmek gerçekten zor iş. Bazen kitabın orijinali ne kadar enfes olursa olsun, tercümesi iyi yapılmazsa bir "katliam" ile karşılaşıyorsunuz. Motamot çevirilerden hiçbir şey anlamadığınız gibi, paranız da boşa gidiyor. Çeviri yapılan her iki dile de hakim olmak gerekiyor, bu yüzden. İkisinde de kitap yazabilecek kapasitede olmak lazım geliyor. İşte Özdemir İnce böyle biri. Simyacı'yı çok net ve akıcı bir dille çevirmiş. Okuduğunuzda gerçekten bir maharet simgesiyle karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz. Çokça imreniyorsunuz, az buçuk kıskanıyorsunuz...
Ancak...
Öyle anlar geliyor ki, "Keşke" diyorsunuz, "Bu yazar, hep edebiyat yazıları yazsa da biz de onu doyunca okuyabilsek..."

Özdemir İnce Hürriyet'teki, Bölünmenin göstergesi adlı makalesinde şöyle bir laf ediyor: "...Çevrenize biraz bakın: Bir genç kızın adı Sümeyye ise başı kesinlikle türbanlıdır. İsimler bile toplumun ikiye bölündüğünün en basit göstergesi..."

Özdemir İnce yanlış biliyor. Çok net bir tarif yapmış ama yanılıyor. Dediği gibi çevreme bakıyorum da bir arkadaşım geliyor aklıma. Ama bizimkinin başı türbanlı değil. Ama adı Sümeyye. Hatta isminin başında Ümmü'sü bile var. Yani her şey kitabına göre. Ama Sümeyye türbanlı değil.
E, nasıl olacak?
Tabii, nereden tanıyacak Özdemir İnce, bizim Sümeyye'yi.

Türban takmıyor Sümeyye.
Takması da gerekmiyor sırf adı öyle diye.
Ha, günün birinde takabilir, o ayrı.
Taksa bile kim ne diyebilir ki!..
Ama bugün takmıyor gayrı.

Ben bile kestiremezken...
Sümeyye bu.
Kalıplara sığmaz.
Ne zaman ne yapacağı belli olmaz.
Neyi giyineceği kimseyi bağlamaz.
Hele Özdemir İnce'yi hiç tınlamaz.

"Keşke" diyorum, "Özdemir İnce edebiyat yazılarına devam etse de biz de onu doyunca okuyabilsek..."

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST