27 Temmuz 2009 Pazartesi

Çoban Çocuklar: Ahmet ve Bahar

Yol üstünde bir yerde çoban çocuklara rastlıyoruz. Oturuyoruz yanlarına.

Ahmet ve Bahar...

Ahmet aylığı bir milyara 150 büyükbaş hayvana tam 7 ay boyunca çobanlık yapacak. Çok zor tabi şartlar. Sağolsun gider gitmez hemen çay ikram ediyor bize. Kardeşi Bahar da o küçücük elleriyle bardakları yıkıyor, çayları doldurmak için. Çay aslında içilecek gibi değil (benim gibi bir çay hastası için hele ağzımın tadını bozmak gibi bir şey.) ama madem burdayız onun da tadını alacağız. Onları da kırmayacağız bu arada.

Çok sevdim ben Bahar'ı.
Konuşmaya çalışıyorum.
Okula gidip gitmediğini soruyorum, ufak bir sessizlik oluyor, Ahmet cevap veriyor.
Kaç yaşındasın diyorum, Türkçe bilip bilmediğini soruyorum ürkerek.
Hep aynı huzur bozucu sessizlik...
Ahmet cevaplıyor yine.
Anlayacağınız Bahar bir türlü konuşmuyor.
Utanmışlığın sessizliğine bürünmüş oturuyor öylece.
Saçları örtüyor yüzünü.
Ben sordukça daha bir örtülüyor yüzü sanki, kapkara saçlarıyla.

Onda, benden 6 yaş büyük ablamı görüyorum.
Hayal meyal hatırlıyorum.
O da Bahar gibiydi.
Saçlarından yüzü görünmezdi adeta.
Bahar gibi masumdu o da.
Ağladığı zaman saçı başı hep girerdi birbirine...

Ve şimdi sıkı durun. Bahar okula gidiyor. Üçüncü sınıfa geçmiş ve 10 yaşında.
Evet, başta korkarak sorduğum sorumun cevabını alınca çok mutlu oluyorum.
Bahar ne mutlu ki okula gidiyor ve...
Yaşasın TÜRKÇE BİLİYOR...
Utanmama gerek kalmıyor.
Yüzümün kızartısı ağlamaklı bir sevince bırakıyor kendini usulca...

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST