5 Haziran 2009 Cuma

Otobüslerde Öğrendiklerim

Uzun otobüs yolculuklarını bu yüzden çok severim. Öğrenmede ve gerçek pratik bilgiyi edinmede birçok faydasını gördüm. Yanınızda oturan kişiden edinilen bilgilerden bahsediyorum. Çoğu, konuşkan çıkar benim yanımda oturanların ve bana söyleyecek bir şeyleri vardır mutlaka. Özellikle yanına oturduğunuz kişiyi biraz konuşturduktan sonra adamın ne "olduğu" hemen ortaya çıkıyor. Zaten adamın potansiyeli sizin, konuşmayı uzatıp uzatmayacağınızı da belirliyor. Eğer hoşsohbet ve konuşmada problemi olmayan biri ise yanınızdaki, sizin de dinleyecek sabrınız varsa, bir de uykulu değilseniz, o zaman ortaya çıkan konuşmaların tadından yenmiyor. Hem siz tat alıyorsunuz, hem o, hem de etraftan size kulak kabartanlar. Ama birkaç sorudan sonra "aslında konuşmasak da olur" diye düşündüğünüz adamlarla yanyana geldiğinizde, onlardan uyuma bahanesiyle kurtulabilirsiniz. Özellikle benim yaptığım gibi, telefona küçük notlar yazarak da sıyrılabilirsiniz o sıkıcı insandan.

Erzurum-Elazığ Yolunda

Son yolculuğumda konuştuğum (konuşturduğum. Aslında konuşmaları genelde ben açarım) adam da "sevdiğim" türden olunca, artık bu konuyu yazmalıyım diye düşündüm. Otobüslerin o kadar da kötü anılara sebep olmadığını, isteyene aslında faydalı olabildiğini yazmalıydım. Böyle düşününce de ufak notlar almanın hiç de kötü bir fikir olmadığını düşündüm ve başladım...

Adam 50-55 yaşlarında Antakyalı bir çiftçi. Antakya'nın Altunözü ilçesine bağlı Karbeyaz Köyü'nden. Anlattığına göre eskiden çok komünist yaşadığı için, köye Küçük Moskova derlermiş. Okuma oranı bu yüzden yüzde yüzmüş. Adam bu durumu eskiden çekilen sıkıntılara bağladı. Zorlukların insanı okumaya sevkettiğini filan söyledi. Köyden hakimler, savcılar, kaymakamlar çıkarmış... Ben de aralarda "doğrudur", "kesinlikle", "tabiki", "aynen" gibi sözlerle adamı onaylıyorum. (ipucu: bu ara sözlerin, konuşmayı uzatıcı bir özelliği var. Kişi onaylandığını görünce daha bir coşar.)

Siyasete giriyoruz biraz. Özellikle biraz İsmet Paşa'dan bahsetmek, ya da Atatürk'ün dehasından söz etmek, siyasete fazla girmez, sıkmaz da.
Atatürk'ün Hatay'ı almak için çok uğraştığını herkes bilir. Özellikle orayı savaşsız alabilmek için neler yaptığını da. Ama kimse İsmet Paşa'dan pek bahsetmez. Adam anlatıyor...
"İsmet Paşa akıllı adamdı. Atatürk'ten sonra Hatay meselesini bırakmadı. Yapılan referanduma çevre illerden çok sayıda Türk nüfus getirdi. Böylece çoğunluk Türklere geçti. Yoksa o zamanlar Fransızların oyu daha fazlaydı ve öyle yapılmasaydı Hatay Fransızlarda kalabilirdi."
O yüzden çok akıllıydı rahmetli diyor, İsmet Paşa için. Antep, Maraş savaşılarak alındı ama Hatay politikayla alındı diyor. Ben de "diplomasiyle" diyerek onaylıyorum.

Adam Çiftçi dedim ya. Zeytinciymiş. Yüzlerce dönüm zeytin tarlası varmış. Zeytinleri Kasım ayında toplayıp fabrikaya veriyorlarmış. Her köyde 4-5 zeytin fabrikası var, diyor. Fabrikalar son modelmiş. Sonra İzmir'e gönderirlermiş satmak için. Adını da söyledi: "Şifa Zeytinleri, Altunözü." Aslında Ayvalık derler ama bizim zeytinlerimizdir onlar, diyor.

Sizin oralarda ne yetişir diye sorunca, ben de "valla amca bizde her şey yetişir ama en meşhurunu sorarsan kayısıdır" dedim.
"Sizin kayısılar Malatya'nınkinden daha güzel ve şirindir ama onlarınki tanınmıştır. Onların adı çıkmıştır" dedi.
"Doğru diyorsun" dedim, "sen bu işlerden cidden anlıyorsun amca..."
Güldü.
"Bizimkiler çok okur demiştim" dedi.
Gülüştük...

O kadar konuşmuştuk ki ikimizin de uykusu gelmişti artık. Bir süre sessiz kaldıktan sonra uykuya daldım, bu notları da uykudan önce aldım.

Uyandığımda fazla yol alamadığımızı gördüm. Bingöl'e 100 küsur km var. Yola çıktığımızdan beri harıl harıl çalışma var yollarda. O yüzden fazla hız yapamıyoruz.

Son sözümü bir soruyla vereyim ve bir sonraki yazıya pas atayım: "Sizce otobüslerde bayanların yanına illa bir bayan mı oturmalıdır?" Ya da şöyle sorayım: "Ayakta kalan bir adam olsa dahi, bir bayanın yanına oturamaz mı?"

2 yorum:

Resul DOĞAN 6 Haziran 2009 11:57  

Bir bayanın yanında bir erkek neden oturmaazın bir çok cevabı var
Kadın Tarafından Değerlendirirsek
1-Bu adam yanıma oturursa beni taciz eder
2-Bu adam yanıma oturursa diğer oturanlar laf çıkarır
3-Bu adam yanıma oturursa terminalde indiğim zaman sevgilim bunu yanımada görürse kafamı koparır.
4-Bu adam yanıma oturursa sırf tanışmak ve telefonumu almak için saatlerce boş muhabbet eder

Erkek Tarafından Değerlendirsek
1-Bu avradın yanına oturursam uyunca bende omzuna başımı kor uyurum
2-Bu avradın yanına oturursam terminalde arkadaşlar bunu yanımda görürse manyak havam olur
3-Bu avradın yanında oturursam muhabbet üzerine muhabbet açar kendime aşık ederim
vb...

Anlıycağın bu iki tip insanı asla yan yana oturtmammak lazım :D :D

SUgibiOL 6 Haziran 2009 16:54  

Resul yazdıklarından bir blog yazısı daha çıkar aslında :)

En sevdiğim de Erkeklerin 3. düşüncesi: muhabbet üzerine muhabbet açıp aşık etme meselesi.
Erkek eğer bunun böyle olmayacağını bilmiyorsa, gerçekten çok yazık olmuş o erkeğe. Boşuna yaşamış o saate kadar. Vay ki ne vay!..

Bu konuyu yazdıktan sonra bir de nette neler dönmüş bu meselede, ona bakayım dedim. Google bana ekşi sözlük'ü getirdi sağolsun. Orda da senin bayanlar kısmında yazdığın çekincelerden bir kısmına rastladım. Ama sen daha yaratıcısın :)) Çok keyifli bir yazı olmuş...

Bu arada, sizi buralarda görmek ne güzel Resul Doğan :))

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST