17 Nisan 2009 Cuma

Unutmaya alışmak ve özlerken gülümsemeye alışmak...

Iğdırlı yazar Habib Mert yeni bir masal kitabı çıkarmış. Yeni diyorum çünkü ilk değilmiş bu, önceden de yazdığı roman ve şiir kitapları varmış. Ben bilmiyorum tabiki tüm bunları, bugün öğrendim. Kitap bize de verildi tanıtım amacıyla. Daha ilk sayfalarında kaptırıveriyor insan kendini. Baştan başlayıp okuyorsun sonuna kadar. Okunması kolay, yormuyor. Uzatmıyor, ne hissediyorsa o. Aşka, sevgiliye, ayrılığa, hüzne, özleme, hasrete, acıya, beklemeye dair ne varsa hayatta, hepsi var içinde. 

Kitabın adı, Bir Masaldın Çabuk Bittin. İçinde birbirinden güzel 25 masal bulunuyor. Ben de onlardan ikisinin bazı kısımlarını buraya almak istedim. Amacım, hem tanıtmak yazarımızın maharetini, hem tercüman olmak bir şeylere... 
Kim alıyorsa alsın üstüne...
Kim sahiplenmek istiyorsa, 
onundur bu sözler, 
onadır bu sözler... 

***
Sensizliğin Sen Hali
Yokluğun, bıçak gibi ikiye bölüyor yaşama dair bütün olasılıkları. Gül dermeyi kurarken düşlerim şafağına, takılıp kaldı yüreğim dikenlerin oltasında. Kelimeler tükendi dilimde. Cümleler, kurgusuz, kuralsız ve darmadağınık. Hükmü yok... Anlamı yok beklemenin. Çaresiz bekleyişlerin tavında demini aldı hasret ve alışmaya çabaladıkça alıştım. Alışmak hala acı çekmekse, alıştım yokluğuna. Şimdi sensizim. Acılarına alışmışlığım, yokluğuna katlanmışlığımdır artık tek dayanağım. Sevdaya dair ne varsa, keşkelerin kaygısıyla pişmanlığı kusmakta ve yüreğim hala sana gitme diyememenin kesiğini kanamakta... 
***
Gece, gözlerinin derinliğinde yitip gidiyordu. Ve ben, gözbebeğine yansıyan bakışlarımda, bir adamın ancak bu kadar sevebileceğine şahit oluyordum. Bir çift siyah gözün zeytine çalan kıvrımlarında yakalıyordum bakışlarını ve bir kadının ancak bu kadar sevebileceğine şahit oluyordum bir adamın.
***
Bir rüya kadar yakınında da olsan kirpiklerimin, bir o kadar da uzağındasın biliyorum gerçeğinin. Olmuyor... Yokluğunun hesabına, an be an ömrümden günler çalınıyor. Yokluğuna alışmaya çalıştıkça her şey sana benziyor. Sesinin ritmini kaybedince kulaklarım, herkes senin gibi konuşuyor. Duyduğum her söz, senin lügatinden çalınmış gibi... Kokun, çiçeklerin teninde gezinmekte. Cemalin, ayın cemalinde gizlenmekte. Bütün kainat, sana bezenmekte ve her şey sana benzemekte...
***
Yeter ki gel... Sayfa sayfa yırtıp atacağım hayatımın senden önceki yaşanmışlığını. Yaşamadım sayacağım.
İnan umurumda değil. Payıma düşen rol neyse oynamaya razıyım. En melodram sahnesini oynamaya razıyım hayatın. Yeter ki ödülü sen ol. Yeter ki, sana kavuşmamın diyeti olsun içine hapsolduğum bu kasavet. İnan her şeye razıyım.
***

Acıya Acıda Buldum İlacı
Zaman dilsiz... Zaman kimsesiz... Bekleyeni olmayan bir liman şehri... Rıhtımında unutulmuş durgun bir deniz... Zaman önemsiz şimdi... Ardında hiçbir iz bırakmadan gidenler gibi... Gidip de dönmeyi unutanlar gibi...
***
Yaşamak neler de öğretiyormuş insana, durup düşünüyorum yorgun aklımla. Gidenler, arkalarına bıraktıkları... Yıkılmak sonra gidenlerin ardısıra ve alışmak onların yokluğuna. Alışmaya alışmak, unutmaya alışmak ve özlerken gülümsemeye alışmak... İçin acısa da... Parçalansa da kalbinin kristalleri... 
Gülümseyerek geçmek hatıraların kirpik uçlarından... 

Bir başka seviyorum artık sessiz gecelerin kokusunu. Soluğum kesilircesine içime çekiyorum, yanmıyor artık genzim, sızlamıyor kalbimin direği. Alışıyorum gün geçtikçe yalnızlığa. Geçmişi geçmişte bırakmaya... Yalnızca kendimin olmaya alışıyorum zamanla.

Bir çınar gibi şahit oldum devrilen yıllara. Acılar çektim kuytusunda zamanın. Bir zehir gibi içtim gecelerin kahrını. Alıştım sonra acı çekmeye. Acıya acıda buldum ilacı ve iliklerime kadar uyuştum. Hissizleştim hislerime karşı. Yeni alışkanlıklar edindim. Unutmayı öğrendim unutulduğumu anlayınca. Beklememeyi öğrendim gidenler gelmeyince ve sarı benizli mevsimlerde kalmayı öğrendim.

3 yorum:

Adsız,  19 Mayıs 2009 20:08  

Ben Habib Mert hocamın eski öğrencilerindenim ne kadar güzel demiş kitaplarında aynı konuşmasındaki gibi güzel yazmış. sevgili hocama burdan başarılar dilerim hayatında mutlu olsun kitaplarının hepsinin okumaya başladım ve her bir kitabı insanlığa büyük bir ders sanırım...

SUgibiOL 19 Mayıs 2009 20:20  

Habib Bey'in kitapları gerçekten güzel. Özellikle devrik cümleler, insana sanki bir şiir kitabı okuyormuş havası veriyor.

merve,  27 Nisan 2010 17:33  

hocam gerçekten çok güzel anlatmış ve ruhumuzun aynası olduğunuz için size minnettarız çok teşekkürler

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST