18 Nisan 2009 Cumartesi

Babamın Radyosu

Hayatımın en güzel yılları bununla beraberken geçti. Neredeyse 20 yıl oldu. Babamın yatağının başucunda dururdu. O kadar istasyon göstergesinin olduğuna bakmayın siz, o TRT'ye ayarlıydı hep. Hiçbir zaman değiştirmedik. 
Değiştirdiğimizde zor bela bulurduk eskisini çünkü. 
Mahrum kalmak istemezdik o "ses"ten, çünkü...
Bu yüzden çok değerliydi TRT bizim için ve kaybetmemek gerekiyordu. 
Hürmetimiz o zamandan geliyor yani  TRT'ye. İçimize işlemiş. 

O zamanın hırıltılı-cızırtılı seslerindeki samimiyeti ise şimdi bulamam. 
Hani derler ya, gramafonda taş plak dinleyenler, aldığı hazzı, hiçbir teknolojik alette bulamazlar. 
İşte aynı şeyi ben de diyebilirim. Gramafonlara yetişmedim ama bunda dinlediğim müziklerin verdiği zevki diğerlerinde bulamam.  

Bana güzel gelen, bundaki sesin sahibini kafamda canlandırabilmekti ayrıca. Neler düşünürdüm o ses hakkında. Klipler çekerdim kafamda. Yeşil başlı ördekler gezdirirdim hayalimdeki sularda mesela. Söyleyenin yüzünü hayal ederdim hep. Kendimi koyardım yerine, şarkıları yaşardım...
Evet böylesi daha güzeldi... 

Aklımın alamadığı ise, o kadar kişinin nasıl olur da bu küçücük alete sığıyor olmasıydı. Merakımı gidermek için, niye içini açıp bakmadım diye düşünüyorum şimdilerde. Oysa sonradan edindiğim oyuncak arabalarımın tümünün içini açmıştım. Bir motor nasıl çalışır, bir pille neler yapılır onlarla öğrenmiştim  mesela. 
Ama bunun içine girmedim, giremedim. 
Dedim ya hayalimdeki dünya. 
İşte o dünyayı yıkmak içimden gelmemiş olabilir...
O sisin, o heyecanın, o buğulu havanın dağılacağını düşünüp vazgeçmiş de olabilirim...
Kimbilir...  

Daha çok şey yazılabilir, çok şey söylenebilir onun hakkında.
Ama ne kadar şey söylenirse söylensin, bir şeyler hep eksik kalır. 
Bitmez yani.

Nerden mi aklıma geldi, bu radyoyla anılarım?
Dün gördüm, güneşin önüne koymuştu annem. 
İçindeki rutubetten çalışmıyordu artık.
Bir umuttu işte anneminki de.
Eskiyi hatırladım. Kaç yaşında onunla tanıştığımı hatırladım.
Hatırladıkça daha çok açıldı anılarım. 
Yazmam lazım bunları dedim.
Yazdım...

3 yorum:

Ata 21 Nisan 2009 10:32  

Heey hey...
Rus yapımıydı o radyolar, geldiği, Türkiye'ye girdiği tarihi kimse hatırlamaz.
Hatta bazılarının frekans şeritlerinde başkentlerin adları yazardı, sanırsın ki dünyanın dört bir yanını birbirine bağlayan bir Cisco Internet Router (CIR)
:)

Ben de TV ile ilgili birşeyler yazacaktım blogumda lakin VEF 206 radyonla sen önce davrandın, ilk sen de paylaşayım o zaman...

Eskiden o radyonun, o televizyonun şu güzelliklerine dikkat edip de tadını çıkarırken
http://www.sasirt.com/resimm/2349-3/Kemal-Sunal-4

şimdi şöyle hallerine bakıp da
http://www.duch.cz/drm/obrazky/VEF-206_schema.gif
yemin olsun biz de yapardık demekteyiz...
Ya da başka şeyler sayıp sövmekteyiz...

SUgibiOL 21 Nisan 2009 20:57  

Kırık olan diğer radyoların içine baktığımda ben de bunları düzebilirim, ne var ki bunda derdim. Halbu ki o kadar da kolay değilmiş. Sonradan anladım. Çocuk aklı işte :))

Ata 22 Nisan 2009 10:27  

Şimdi "düzsen de" patent hakkı diye biri biner tepene :)

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST