14 Mart 2009 Cumartesi

Dostum'a

İçinde bulunduğu durumdan ya da kendi deyimiyle "dipsiz kuyu"dan çıkarabilmek için elimden fazla bir şey gelmiyor. Tek yapabildiğim "yanında olmak" ve sıkıntılara birlikte göğüs germektir, o kadar. Bunu da ancak uzaktan uzağa sadece "dinleyerek" yapabilirim. Ne ağlarken mendil uzatabilirim göz yaşını silsin diye, ne de omzumu verebilirim sıcaklığında huzur bulabilsin diye.
Dedim ya, tek yapabildiğim, onu sonuna kadar dinlemek ve sözü bitene kadar hiç kesmemek...

Başka şeyler daha yapıyorum kendimce. O da düşünmek; çare düşünmek ve gönülden dua etmek...

Saat sabah 04.15. Nedenini bilmiyorum ama tam Ezan vakti uyandım. Belki de dostuma yapabileceğim en iyi şeyden mahrum etmek istemedi beni, ilahi güçler...
Ezanı, özellikle de okuyucusu hakkını vererek okurken dinlediğimde kendimden geçerim. İçime ferahlık dolar ve yaradana şükrederim. Aklıma O geldi ilkin:
"Allah'ım yardım et. Dostumu, içine düştüğü bu sancıdan kurtar. Ona, hayata bir an önce tutunabilmesi için güç kuvvet ver. Ona, yolunu bulabilmesi için yol göster."

Rahatladım... Onun yüzünü gördüm de, yüzünün tüm çehresiyle gülümsediğini anladım sanki. Öyle bir duyguya kapıldım. Ne de olsa birlikte duygulanmışız, "duygudaşız" Onunla.

İçim rahat... Dosta verilmiş bir sözü, dostu için yapılmış bir görevi yerine getirmenin huzuruyla tekrar uykuya daldım.

Sabah ilk işim Onu aramaktı:
önce;
- Günaydım Dostum,
sonra;
- Nasılsın?

Elimden gelen tek şey bu...

1 yorum:

Adsız,  14 Mart 2009 16:16  

tanıdığım en mükemmel dostsun hayatıma girdiğin günü gerçekten kutsal sayıyorum!kelimelerin duyguları anlatamadığı yer böle anlar olsa gerek

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST