12 Şubat 2009 Perşembe

Kazan-Kazan Devri ya da Yeni Dünya Düzeni

Bilindiği üzere Türkiye bundan böyle Ermenistan'a silah satışına başlayacak. Bu bilgi bazı internet sitelerinde ve gazetelerde yazıldı ancak hükümetten böyle bir açıklama henüz gelmedi. Yani haberin ne derece doğru olduğu konusunda bir bilgimiz yok. Bu haberin doğruluğunu bilmiyoruz belki, ama işin stratejik boyutu, duygusal tarafları ve yeni dünya görüşü açısından bir değerlendirme yapabiliriz.

Ermenistan'ın şu an bulunduğu topraklarda yaşayakalması için Türkiye'ye ihtiyacı var. Bu yüzden ilişkilerin iyileştirilmesi süreci Ermenistan'ın işine geliyor. Bu bakımdan Ermenistan'da bir paradigma değişikliğine gidildiğini söyleyebiliriz. (Tüm bu düşünceler tabiki üstteki haberin doğru olduğunu varsayıyor.) Ve bu değişikliğin de reel-politik yani eskinin duygusal söyleminin aksine daha "kazan-kazan"cı (win-win) olduğu görülüyor. 

Ermenistan'ın bu bölgede yaşamaya devam etmesi hatta Ermenilerin dünyevi hayatlarını  sürdürebilmesi için Türkiye'ye müthiş ihtiyaçları bulunuyor. Çevresiyle sorunlu olan bir Ermenistan en başta kendisini sıkıntıya sokuyor ve bu da nihayetinde kendi hayatına mal oluyor. Azerbaycan, Gürcistan ve Ağır Abi Türkiye gibi devletlerle sorunu olan, kaynakları sınırlı bir devletin varlığını sürdürebilmesi için, dış yardımlarla hayatını idame ettirmesi, uzun vadede kabul edilebilir değildir. Bu bakımdan, komşularıyla, özellikle de bölgedeki diğer ülkeler üzerinde ciddi etkisi olan Türkiye ile ilişkilerinin normale dönmesini istemektedirler.

Türkiye'nin Ermenistanla olan ilişkilerinde, söylediklerimiz çerçevesinde olaylara bakılmalıdır. Bu açıdan bakıldığında;

Ermenistan'a silah satıyor olmamız ya da silah gibi kıymetli bir aleti ihraç ediyor olmamız, Türkiye açısından güzel bir durumdur. Türkiye'nin teknolojik ve politik olarak geldiği noktayı da (üstelik kendisini düşman olarak gören bir devlete) göstermesi açısından bizleri sevindiriyor olması gerekir. En azından, uluslararası sistemde devletlerin pragmatik davranmaları gerekir. Nitekim Türkiye'nin de yaptığı aynen budur. Ancak bu kapsamda insanların (milletlerin) pragmatik olmaları gerekmez ve bu da beklenmemelidir.

Ermenistanla olan ilişkilerimiz Azerbaycan'da nasıl karşılanır bilemem. Ama onların da şunu görmesi gerekir ki, Karabağ ciddi ve büyük bir meseledir ve en kısa zamanda çözülmelidir. Bunu sağlayacak olan da, Ermenistan'a diş bilemek değil, onlara söz geçirecek noktaya gelmektir. Bu da karşılıklı menfaat ilişkisine dayanır. Nitekim geçenlerde gazetelerde de açıklandığı üzere, Türkiye bu isteklerini söyler duruma gelmiştir. Bunu yaptırabilmek için "oyuna" dahil olmalıdır ve bunu gerçekleştirecek gücü de vardır. Yeter ki, Türkiye'nin bir süredir söyleyegeldiği "Yumuşak Güç (Soft Power)" kullanma stratejisi tam anlamıyla uygulansın ve gösterilen dirence boyun eğilmesin.

Iğdırlı hemşerilerimin olaya, yukarıda da söylediğimiz gibi, pragmatizm çerçevesinden bakması gerekmez. Hatta bu onlardan beklenmemelidir bile. Sıradan vatandaşın bu konuları "kıyasıya" irdelemesi ve hareket etmesi düşünülemez. Örneğin, Ermenistan'ın Azerbaycan Hocalı'da yaptığı soykırım unutulmamıştır. 
Unutulmamalıdır da.
Ya da Türkiye üzerinde "sözde soykırım" iddiaları da hatırlarımızdan çıkmamalıdır. 
Hatta içten içe Ermenistan'a ve Ermenilere lanet de okunabilir. 
Bunlar, normal bir vatandaşın yapabildiği şeylerdir ancak devletler, olaylara "vatandaş" bakış açısıyla bakmazlar.

İsrail, ABD'nin tüm karşı çıkışlarına rağmen, Çin'e silah satmaktadır. Ve Çin de dönüp bu silahları İran'a satıyor. 
Günün birinde İsrail, kendi silahlarıyla İran tarafından vurulacağını bilmiyor mu acaba? 
Bunları kestiremiyor mu?
Tabi ki tüm bunları İsrail de biliyor ancak, işte dediğimiz gibi, yeni dünya düzeni böyle 
işliyor...

0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST