15 Şubat 2009 Pazar

Anne bana Avealı kız bul!

Bir hafta önce, yaklaşık 6 yıldır kullandığım Turkcell hattımı kapatıp Avea'ya geçtim. Turkcell'de kontörlerimin "su gibi" akıp gitmesinden sonra artık canıma tak etmişti. Dayanamaz olmuştum. Denebilir ki bu benim için bardağı taşıran son damlaydı. Zaten etrafımdakilerden de Avea'ya geçmem konusunda yoğun bir baskı söz konusuydu. 

Operatörümü değiştirecektim ama bir sorunum vardı: Numaramı herkes biliyordu ve onu kaybedip sorunlar yaşamak istemiyordum. İşte o zaman, numaramı taşımak daha mantıklı geldi. Hem numaram değişmeyecek hem de "artık" istemediğim operatörden kurtulacaktım. 
Dediğim gibi gözümden düşmüştü bir kere... 
Ama sadakat böyle bir şey işte. Bırakamıyorum hemen... Tedirginim...

Bir Avea bayiine gidip bilgi aldım. Becerikli bir müşteri temsilcisi olan çocuk, beni daha da ikna etmeyi başardı. Aklımdaki soruların üstesinden geldi. Ben de son derece huzurlu bir şekilde numaramı Avea'ya taşıdım. 

Bu arada müşteri temsilcisi, bir ayrıntıyı dile getirdi. Meğer Turkcell numara taşıma işleminde kendisine verilen 2 günlük süreyi sonuna kadar kullanıp, öyle onay veriyormuş. Bu yüzden de bazen en erken 2, en geç 6 gün içinde işlem tamamlanabiliyormuş. Ancak benimki 
Cuma-Pazartesi arasında tamamlandı. 

Şimdi gelelim başlığa. Avea'ya geçtim ama bu kadar mesajı kime göndereceğim? O halde tekrar ediyorum: 
Anne bana Avealı kız bul!..

/* 
Not: Burada operatörlerin adını açıkça yazmamın etik olup olmayacağı üzerinde çok düşündüm. Bu konuyu, diğer ünlü ve pazarlama konusunda uzman kişilerin bloglarından incelediğimde, yaptığımın hiç de yanlış bir yönünün olmadığını gördüm. Mesela Zeynep Özata isimli blogda bu konuda şunlar yazılı:

"Bloglar yeni dönemin tüketicilerini gerçekten anlamamız için çok önemli bir kaynak. Bu yeni tüketici nasıl düşünüyor, ne düşünüyor, nasıl konuşuyor, nasıl yaşıyor? Belki de şimdiye kadar pazarlamacıların karşısına hiç çıkmamış bir kaynak bu. Diğer yandan elbette markalar ve firmalar hakkında görüşlerin, düşüncelerin, eleştirilerin de takip edilebileceği bir kaynak. Firmalar için bir nevi erken uyarı sistemi olarak da kullanılabilir. Ürün ve hizmetlerin hatalarını, aksaklıklarını daha erken görmeyi, krizleri belki de başlamadan çözmeyi olanaklı hale getirebilir."
***
"Yeniliklerin ya da yeni ürünlerin yayılmasındaki en önemli unsur çevrelerinde kendilerine  benzeyen diğer insanların görüşleri. Blogların etkileyici bir bilgi kaynağı olduğu kabul  edildiğinde, elbette firmalar için bulunmaz bir yayılma stratejisi sunuyordu. Tüketicilerinde  farkındalık yaratmak, dahası onların ilgisini çekip ürünlerini ya da hizmetlerini denettirmek 
için önemli fırsatlar yaratıyordu."
***
"Bu yeni ortamlar (bloglar) sayesinde tüketici de sesini duyurabilecekti. Kulaklarını tıkasa bile firmalar belirli bir noktadan sonra bu bireysel seslere duyarsız kalamayacaktı. Güç dengeleri değişecek, en azından karşılıklı bir dengeye kavuşacaktı. Oldukça umut vaadeden uygulamalar vardı. Bazı öncü ve yenilikçi firmaların pazarlara ve tüketiciye bakış açılarında değişimler olduğuna dair sinyaller vardı. Firmaların ve pazarlamacıların o güvenli monologlarını terkedip riskli de olsa müşterileriyle diyalog kuracaklarına dair bir umut vardı."

Zeynep Hanım'ın da belirttiği gibi, Web 2.0 dünyası, tüketicinin sesini duyurabildiği; isteklerini, şikayetlerini, memnuniyetini ve hatta önerilerini söyleyebildiği bir mecra sunuyor, insanlara/kullanıcılara. 
Bu kapsamda, yazdıklarım bir açıdan "eleştiri" gibi görünse de diğer açıdan "öneri" olarak değerlendirilebilir...
*/

1 yorum:

Adsız,  25 Mayıs 2011 06:56  

neden olmasin:)

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST