10 Ocak 2009 Cumartesi

Zaman vs. Ben

Yaklaşık bir buçuk aydır, yani tam olarak 25 Kasım 2008'den beri müthiş bir yoğunluk ve yorgunluk içerisindeyim. Ondan dolayı bloguma fazla uğrayamamakla birlikte bir şeyler yazma gücünü de kendimde göremiyorum. Buraya yazma motivasyonum yok açıkçası.

Ancak blogumu da bırakacak değilim. Çünkü buraya yazdıkça, yazma ihtiyacımı karşılıyorum ve caiz tabirle "deşarj oluyorum".

Peki beni bu yazma işinden alıkoyan ve beni yoran ne?

Yukarıda da belirttiğim tarihten bu yana yerel bir gazete çıkarmakla meşgulüm. Bu gazeteyi bir ekiple hazırlıyor olmama rağmen işin çoğu ve sorumluluğu benim üzerimde. Ayrıca sorumluluğunu aldığım gazetenin kaliteli olması ve bu kalitesini de sürekli artırması ya da en azından kalitede istikrarlı olması gerekiyor.

İşin bir tarafında yazarlık var, diğer tarafında ise yöneticilik.
Yazarlık, bilmediğim bir işti. Fakat alışmam da uzun sürmedi. Nitekim bu blogu yaklaşık 1 buçuk seneden beri tutuyorum ve bir nevi de yazarlık yani yazma işini yapıyorum. Bu nedenle işin yazma tarafında pek fazla sıkıntı ve efor harcama yok.

Bütün performansımı yöneticilik kısmında harcadığımı söylemeliyim. Mühendislik okumamın yararını burada görüyorum. Bir de taa çocukluktan beri "her ne şekilde olursa olsun bir topluluğu yönetme, yönlendirme işini yapma" isteği. Ancak açıkça ifade etmek gerekirse, insan yönetimi zor ve yıpratıcı iş. Bu deneyimin faydasını ileride göreceğimden eminim. Biraz da bu nedenden bu işten kopamıyorum, kopmak istemiyorum.

Yöneticilik kısmında sadece insan yönlendirme meselesi yok, bunun yanında gazeteciliğin olmazsa olmazı "ilan ve reklam" alma meselesi de var. Bunları alabilmek için gazetenin kalitesini, okunurluğunu ve bilinirliğini sağlamamız gerektiğinin farkındayız. Bunun için, bu işleri gündemimizin önemli bir maddesi yapmamız gerekiyor. Yani iki iş yapıyorsanız, birisi bu olacak.
Hedefimiz ise, en fazla 4 ay içinde reklamlar ve ilanlardan aylık bin lira kazanç sağlamak. Buna inanıyoruz. Hedefi başardıktan sonra da işi bir başka arkadaşıma devretmek istiyorum. Gördüğünüz gibi, bizim koltuk sevdamız yok, tek derdimiz "daha iyi hizmet":)..

Süreci anlattım. Doluluktan dem vurdum. Ancak zamana da yenilmek istemiyor insan. İşte tam da bu nedenle bloga bir şeyler yazma isteği ve gereği duydum. Dediğim gibi bloga yazmak; bir nevi vücudu salmak, boşalmak gibi bir şey. Gazeteye yazıyorum ama buraya yazmak daha keyifli, çünkü üzerimde "okunabilirlik" ve "kitle" sorunu yok. Ve bu da beni inanılmaz rahatlatıyor.

OH BE!...


0 yorum:

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST