12 Kasım 2008 Çarşamba

Her sevmek hem de nasıl beklemektir!..



Bir dostumun anlattıkları kafamda. Sanki kendim yaşamışçasına, içerliyorum her söylediğine.
An be an yaşıyorum ve çokça da ağlamaklı oluyorum o söylerken. Nicedir unuttuğum, unutmak istediğim şeyleri hatırlattı bana. Meğer sadece ben yaşamamışım;
aşkı, ayrılığı, beklemeyi ve sonsuz umudu...
En zoru da, her an ona dokunabilecekken, bir telefonla dahi duygularını söyleyebilecekken, bunları yapamamak. Gitme diyememek. Seni seviyorum diyememek. İşte en çok koyan da bu insana; ama tabi yaşayana, anlayana.

Acı çekmek. Belki de en insani vasıf bu. Bunların içinde de en can alıcısı 'severken acı çekmek'. Acı çekmek büyütür insanı der, büyükler. Öyle diyorsunuz ama, ben böyle büyümek istemiyorum ya da büyümek istemiyorum belki, o zaman ne olacak! Derdime derman olacak mısınız?.. Derman olamazlar belki başvurduklarınız ama sizi dinleyebilirler, kendinizi boşaltmanıza izin verebilirler pek tabi.

Tüm bunlar kafamı kurcalarken, unuttuklarım hafızamı işgal etmişken, aklım yüreğime tekrar yenik düşmüşken okuyorum Hıncal Uluç'u. Kafamı dağıtmak, birşeylerle meşgul olabilmek için okuyorum. Ama ne mümkün! Tam da içimde hissettiklerimi vuruyor yüzüme. Kaçayım derken yakalanıyorum birdenbire. Atilla İlhan'dan, Özdemir Asaf'tan, Ümit Yaşar'dan bahsediyor, devamında Necip Fazıl'a giriyor Hıncal uluç. Şiirlerini bir daha hatırlıyorum, evet hatırlıyorum. Bunlar benim sığındığım limanlarımdı bir zamanlar. Hepsini çok özlemişim. İçlerine ne kadar çok şey saklamışım meğer. Okuyunca açıldı hepsi birer birer. Anlattılar sakladıklarını teker teker... Unutmamışlar hiç birini...

"Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlayacağım. "

diyor Ümit Yaşar.
Bu dizeler hala dipdiri içimde, şiirin tamamı ise hala bekleyenlere, içinden atamayanlara...

Bir ayak sesi duymayayım
Kapıya koşuyorum
Gelen sen misin diye
Bir sarı saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum.
Her şey bana seni hatırlatıyor
Gökyüzüne baksam
Gözlerinin binlercesini görürüm
Bir rüzgar değse yüzüme
Ellerini düşünmeden edemem
Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer
Tadı senden gelir
Yediğim yemişlerin İçtiğim içkilerin
Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı
Bu emsalsiz hüzün
Seni beklediğim içindir.

Resmine bakamaz oldum
Uykulardan korkuyorum artık
Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan
Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor
Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni
Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada.
Ve şu saat geldiğin anda
Durabilir sevincinden
Zaman çıldırabilir
Çünkü benim dünyamda
Ölümsüzlük, seni sevmek demektir.

Bir çocuk doğmayı bekler
Bir ağır hasta ölmeyi
Bitkiler yağmur ve güneşi bekler
Yalnız bir kadın sevilmeyi
Ve düşün ki bir adam
İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi
Seni bekler
Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi.
Sen gelinceye kadar
Pencerem kapalı duracak
Rüzgar gelmesin diye
Artık perdeleri açmayacağım
Gün ışığı girmesin diye
Sonra kahrolacağım
Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta
Ve günlerce gecelerce haykıracağım
Nerdesin diye, nerdesin diye.

Bir gün bu kapıdan sen gireceksin
Biliyorum
Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek
Yıllarca sonra
Öldüğüm gün bile gelsen
Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup
Çocuklar gibi sevineceğim
Kalkıp sarılacağım ellerine
Uzun uzun ağlayacağım.


4 yorum:

Adsız,  19 Kasım 2008 17:16  

sen aklına yenildin

Ata 19 Kasım 2008 17:17  

Yenildiği kendi aklı olsun be...

SUgibiOL 19 Kasım 2008 19:26  

adsız ve ata kullanıcıları ya aynı bilgisayardan gönderdiniz, ya da aynı kişisiniz :) Bu da zannediyorum ata kullanıcısının başının altından çıkıyor...

Ata 20 Kasım 2008 12:01  

Onu diyen "Adsız" olan ben oluyum be :)))

Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST