31 Aralık 2007 Pazartesi

Harika Bir Kaynak!

İngilizce öğrenmek isteyip de kaynak bulamıyorum diyenler, benim cdlerden dinleyip çalışmam gerek diyenler, konuşmamı iyileştirmem gerekiyor diyenler için harika bir kaynak.
Tam da böyle bir kaynağa ihtiyacım vardı. Nette görünce birine yarar diye de paylaşıyorum blogumda.
Bu siteyi bulur bulmaz hemen bir kulaklık edinip geçtim bilgisayarın karşısına. Hem dinleyerek hem de okuyarak ingilizcemi canlı tutmaya çalışıyorum. VOA News, Voice of America radyosunun, ingilizce öğrenmeyi keyifli hale getirmek için hazırladığı bir site. Hem güncel haberler dinleyip hem de genel kültür geliştirilebilir, haberler arasında da radyonun müzikleri dinlenebilir. Tavsiyemdir...

Read more...

27 Aralık 2007 Perşembe

Sanal Portföy Yarışması


Facebook’ta gerçekleştirilen ödüllü sanal portföy yarışmasının ikincisi 3 Ocak’ta başlıyor. Finansbank sponsorluğunda, MagiClick Digital Solutions tarafından gerçekleştirilen yarışmada katılımcılar, portföylerini yarışmanın sona ereceği 31 Ocak 2008 tarihine kadar en yüksek tutara ulaştırmaya çalışacak.

Katılımcılar, yarışmaya başlarken 100 bin YTL tutarında sanal paraya sahip olacak. Katılımcılar, bu miktara ek olarak, davet ederek yarışmaya katılmalarını sağlayacakları her arkadaşları için 500 YTL ek sanal para kazanacak. Yarışmacılar, en fazla 5 arkadaşını yarışmaya davet edebilecek.

Her gün canlı veriler ile sanal hisse alım-satım işlemleri gerçekleştirecek kullanıcıların hisse alım-satım talimatları, seans saatlerindeyse 3 dakika içerisinde, seans saatleri dışındaysa bir sonraki seans başlangıcında işleme alınacak.

Yarışmada, en yüksek portföy değerine ulaşacak kişiler PlayStation3, iPod Touch ve DVD Portable ödüllerinden birini kazanma fırsatını yakalayacak.

Sanal portföy yarışmasına katılmak isteyenlerin Facebook'a üye olması ve http://apps.facebook.com/snlportfoy/ adresindeki uygulamayı profillerine eklemesi gerekiyor. Üye olunduğunda yarışmanın kuralları ve gereken diğer bilgileri facebook sayfasında bulabileceksiniz.

Finansı seven bir borsacı olarak ben de üye oldum ve uygulamayı kurdum. Şunu belirtmekte fayda var: Yarışmada ödül almaya hak kazanabilmeniz için CardFinans sahibi olma ya da almak için başvuruda bulunmuş olmanız şartı var. Bunun için benim de en yakın zamanda CardFinans başvurusu yapmam gerekiyor. (Bu şart, yarışmaya başlamak için değil, ödülü kazandığınız takdirde alabilmeniz içindir.)

Herkese bol şans...

Read more...

23 Aralık 2007 Pazar

Hafnium-Tabanlı Intel® 45nm İşlemci Teknolojisi

(*) "İki kelimeyle: acımasız inovasyon! Hafnium tabanlı yeni materyalleri çarpıcı şekilde kullanan, yeni Intel® 45nm silikon teknolojisi, işlemci enerjisinin verimini ve benzeri görülmemiş şekilde hesaplama performansını arttırır.
Bu devrim niteliğindeki işlemciler daha fazla oyun kalitesi, multimedya ve çok görevliliği sağlar.

Gordon Moore (İntel CEO ve YKB): 40 yıllık transistör teknolojisindeki en büyük değişim."

Bildiğim kadarıyla Apple, 3G iPhone'lar için bu çipi kullanma konusunda anlaşmış durumda. Zaten bu çipler de mobil telefon ve internet araçları için tasarlanmış. Apple'ın daha sonraki planı ise ultra-mobil PC'ler yaratmak.

*: tanıtım yazısından...

Read more...

22 Aralık 2007 Cumartesi

2007'ye Genel Bakış

2007'nin başlıca olaylarını anlatan güzel bir video...


Read more...

21 Aralık 2007 Cuma

Yaşamaya Dair - Nasılsın?

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.

* * *

Nasılsın?
İyi günlerimde çok eller uzanır ellerime,
Resmimi baş köşeye asarlar...
Fakat demir kapıların her kapanışında üzerime,
Ardında taş duvarların her kaldığım zaman,
Ne arayan beni, ne soran...

Eeeehhhh, daha iyi be bunun böyle olduğu...
Minnetim ve borçluluğum yalnız sana kalsın.
İyi günlerimde benim unuttuğum insan eli
Nasılsın???

N. Hikmet

Read more...

20 Aralık 2007 Perşembe

Türk Telekom'a Bak!

Türk Telekom'a bak ya. Özelleştirmenin güzel yanları ortaya çıkıyor, ancak telekom sektöründe hala tekel konumunda ve bundan ötürü gelişmeler müşteriye fiyat anlamında yansımıyor şimdilik. Şimdi geçelim Türk Telekom'un yaptıklarına: Önce Argela, Innova gibi Türkiye'nin yazılım büyüklerinden sonra şimdi de e-learning alanında uzman Meteksan IES şirketini aldı. Bu IES şirketi lisedeyken de kullandığım Akademedia, Vitamin gibi e-learning yazılımlarını üreten şirket. Şirkette 120'ye yakın ar-ge çalışanı var. Önce alınan Innova ve Argela'da ise alanlarında 100'lerce uzman çalışıyor. Bugünlerde Türk Telekom hakkında çok fazla haber okur hale geldim. Geçenlerde de piyasada bulunan mezun mühendis toplamının % 8'ine karşılık gelen 700 mühendisi işe aldı. Bu iletişim, telekomünikasyon alanında müthiş bir gelişmeyi önümüzdeki günlerde yaşayacağımızı gösteriyor.
Hazırlıklı olmamız ve telekomdaki gelişmeleri yakından takip etmekte yarar var.

Read more...

8 Aralık 2007 Cumartesi

Networking

Network ile ve aynı zamanda sertifikasyonlarla ilgilenenler için güzel yapılmış bir blog: networking-ebooks.blogspot.com
Sitede başta Microsoft, Cisco ve Oracle ile ilgili olmak üzere yüzlerce e-book var.
Yararlanmak, sonuna kadar sömürmek lazım.

Read more...

20 Kasım 2007 Salı

TIME 2007

TIME 2007 Türkiye'nin Telekom, Internet, Media ve Eğlence alanlarında çalışanları biraraya getiriyor. 26-27 Kasımda İstanbul'da. Bu yıl dördüncüsü yapılacak olan etkinlik, bu 4 sektördeki kişileri birbirleriyle buluşturuyor.

TIME 2007 kapsamında 30 yakın konu işlenecek. Bunlardan bazıları;

-TIME endüstrisinde bölgesel pazarların gelişimi ve Türkiye’nin şansı,
-Etkin rekabet yolunda numara taşınabilirliği,
-IPTV-İçerik bazlı iş modelleri,
-Çok hızlı internet ve getirdikleri,
-Mobil TV ve kişiselleştirme,
-Online reklam, oyunda reklam,
-Doğrudan ve etkileşimli mobil pazarlama,
-Dijital müzik endüstrisinde yeni iş ve dağıtım modelleri,
-Medya sektöründe içerik yönetimi ve dağıtımı,
-Dünyada TIME endüstrisi pazar büyüklüğü ve beklentiler,
-Kullanıcı tarafından üretilen içerik,
-İnternet’te pazarlamanın yeni kuralları,
-Radyoların altın çağı: dijital ve etkileşimli radyo,
-Dijital müzik ve film endüstrisinde karşılaşılan hukuksal sorunlar,
-Teknoloji ve sanat,
-Ben bir bloggerım.

Read more...

13 Kasım 2007 Salı

Farklı bir yaklaşım

Bir gazetede çıkması üzerine ben de "ne olmuş" diye baktım. USAK başkanı Sedat Laçiner'in Hangi PKK, Hangi DTP? başlıklı makalesini okudum. Özellikle; Genç PKKlılar (Derin PKK), PPKda liderlik sorunu, ABD'nin etkisi, Siyasileştirme çabaları gibi konuları işlemiş.

Beğendiğim iki tespitten ilkinde, siyasileştirme konusunda IRA örneğine atıfta bulunarak, siyasileştirmenin yararları konusunda şunları yazmış:
"Bunun birkaç yararı olmuştur: İlk olarak siyasi ve silahlı alanda mücadele verenler arasında yaşam farkı siyasi farkları getirmiş ve bazı görüş farkları oluşmuştur. İkinci olarak terörün meşruiyet zemini yasal sahada azaltılmıştır. Terör örgütü sempatizanları silahlı mücadelenin tek yol olmadığını düşünmeye başlamışlardır. Üçüncü olarak siyasetin yıpratıcılığı örgüt yandaşlarını da yıpratmıştır. Dördüncü olarak örgüt ile iletişim kurulabilmiştir. Beşinci olarak Sinn Fein kanalıyla örgüt daha sorumlu bir hale getirilmiştir. Her eylemden sonra bunu topluma izah etmek zorunda olan Sinn Fein olmuştur. "

Bir diğer etkili tespiti ise, PKKnın DTP'yi meclisten kovdurma gibi bir hedefinin olduğu. Laçiner PKKnın kendisini, bununla bölgede tek yetkili organ olarak gösterme çabasının olduğunu yazmış.

Tamamının okunmasında fayda var diye düşünüyorum.

Read more...

8 Kasım 2007 Perşembe

Beşiktaş'ta neler değişmelidir?

Beşiktaş'ta neler mi değişmelidir?

1. Önceki yazımda da belirttiğim gibi bu sorunları başımıza durduk yere açan yönetim değişmelidir.
2. Oynayamayan, ruhunu ve aklını sahaya koyamayan oyuncu -bir daha gelmemek üzere- gönderilmelidir.
3. Kendi ülkelerinde tutunamayıp, Türkiye'yi 3. dünya ülkesi olarak gören ve tam anlamıyla çalışmayan yabancı futbolcular gönderilmelidir.
4. Gelen yabancılar da teknik ve yapı olarak Türkiye'de bulunmayan cinsten olmalıdır.(Roberto Carlos, Hagi gibi).
5. En iyi teknik direktör süre verilendir mantığıyla, teknik heyete en az 3 yıl verecek yönetimler gelmelidir.
6. Ertuğrul Sağlam bu korkaklıkta ısrar etmediği müddetçe destek verilmelidir.
7. Son olarak; Beşiktaş yönetimi, profesyonellere teslim edilmelidir, duygularıyla hareket edenlere değil.

Read more...

Tarihi Fark. Neden?

Yazmak istemedim ama duramadım. Beşiktaş'ın Liverpool maçından bahsetmek istiyorum. Ancak Liverpool maçından önce yaşananları anlatmak isterim.

Fener maçına çıkmadan önce Beşiktaş için herşey güzel gitmese de en azından kabul edilebilir düzeydeydi. Fener maçında o kadar da abartılacak bir hakem hatası olmamasına rağmen, yönetim maçtan hemen sonra yaygarayı kopardı. Maç kızgınlığı ile basına, hakem ve federasyon hakkında adeta ateş püskürüyordu. Eğer dedikleri adamlar istifa etmeselerdi, bundan sonra maçlara paf takımla çıkacaklarını söylüyordu. (Oldum olası böyle kararlar hep içimi kemirmiştir. Aynı heyecana, son PKK saldırısında hemen Kuzey Irak'a saldıralım diyenler de kapılmışlardı. Org. Hilmi Özkök'ün çok sevdiğim bir lafı vardı: Son anda akla gelen 'parlak' fikirlerden daima korkarım. Bundan ötürü bu gibi olaylarda hep düşünerek hareket etmekten yanayım.) Ne var ki korkulan oldu. Bozuk moralle maça çıkmanın bedelini çok ağır ödedik. Umarım yönetim bundan bir ders çıkarmıştır. Ancak şu bir gerçek olmuştur ki: Tamamı iş adamlarından oluşan yönetimler, kriz yönetimi, durum yönetimi nasıl olur bilmiyorlar. Ben de neden şirketlerini CEO'lara bıraktıklarını şimdi daha iyi anlamış oluyorum.

Daha sonraki yazıda Beşiktaş'ta nelerin değişmesi gerektiğini anlatacağım.

Bu arada Fenerbahçe'yi kutlarım. İnşallah Şampiyonlar Ligi'nde tur atlarlar. Çünkü bunu hakediyorlar. Dün gece PSV önünde gerçek bir futbol izledim. Teşekkürler ayrıca...

Read more...

23 Ekim 2007 Salı

Batı'nın PKK anlayışı

Aslında şu (1, 2 ve 3) haberlere bakınca neden bir anda Kuzey
Irak'a müdahale edilemediği anlaşılıyor. Çünkü sadece 3 örneğini
verdiğim bu haberler İngiltere ve ABD menşeyli. Açıkça görülüyorki
Batı, PKKyı (özel isim mi ki ayrı yazayım?) 'Kürt Direnişçiler', 'Asiler',
'Özgürlük Savaşçıları' ya da 'Gerillalar' gibi ifadelerle anıyor.
Ve meseleye bir terör olayı olarak bakmadıkları gibi Türkiye'nin
Kürt'lerin barış isteklerine karşı durduğunu da belirtiyorlar. Böylelikle,
sanki bir Türk-Kürt çatışması varmış gibi gösteriliyor.

Bugün hükümet sözcüsü Cemil Çiçek'in dediği üzere en haklı
olduğumuz Kıbrıs davasında bile derdimizi yeterince anlatamadığımız
için, ya da kazan-kazan(win-win)'ın gereğini zamanında yerine
getiremediğimiz için şuan haksız durumda bulunuyor hatta Kıbrıs'ta
işgalci olarak görülüyoruz. işte tam da bu nedenden, Kuzey Irak'a
girmek için devlet bir yandan tedbirlerini alırken, diğer yandan
diplomasiyi de elden bırakmıyor ve askeri seçeneği en sona
bırakmış görünüyor. Gerçek şu ki sözün bittiği yerde savaş
kaçınılmaz olacaktır. Umarım herşey diplomasiyle çözülür ve
askeri seçeneğe gerek kalmaz.

Read more...

21 Ekim 2007 Pazar

What is terrorism? Is PKK a terrorist organization?

Of course we are know that PKK is a terrorist group. Therefore
we prepared this document to foreigners who don't want to accept
PKK as a terrorist group, not Kurdish rebels.

To figure out whether PKK (Kurdistan Workers' Party) is a
terrorist organization we have to first figure out what terrorism is.
What is terrorism? According to its definition we can conclude
whether PKK is a terrorist organization or not. From the top of ones
head terrorism could be defined as committing of various violent
illegal acts which physically or mentally harm the well being of an
individual or group of people with the aims of promoting
a political or religious ideology.

Another definition could be the premeditated, politically
motivated violence perpetrated against non-combatant (civilian)
targets by sub-national groups or clandestine agents, usually
intended to influence an audience. International Terrorism,
means that this group on its own or with closely coordinated
others conducts the same actions in more then one country.

Or according to Bruce Hoffman's recently (1998) published
"Inside Terrorism", terrorism is; "ineluctably political in aims
and motives; violent-or, equally important, threatens violence;
designed to have far-reaching psychological repercussions beyond
the immediate victim of target; conducted by an organization
with an identifiable chain of command or conspiratorial cell
structure (whose members wear no uniform or identifying insignia);
and perpetrated by a sub-national group or non-state entity."

The PKK killing spree started on August 15, 1984 where 2 police
officers were murdered (Eruh & Semdinli villages). In the ensuing
years 17,179 attacks resulted in over 30 thousand murders.
3,489 soldiers, 180 police officers and 1,144 armed village guards
were murdered. Among the 4276+ civilians massacred were
501 children, 512 women. You will agree with us that according to
pretty much all definitions of terrorism PKK is a terrorist organization.

Read more...

Ne Mutlu Türküm Diyene


Read more...

20 Ekim 2007 Cumartesi

Referandumda 'EVET'

Pazar günü yapılacak olan Referandum'da;

1- 12.'den olmak üzere Cumhurbaşkanını halkın seçmesi,
2- Genel seçimlerin 4 yılda bir yapılması,
3- Meclis karar yeter sayısının 184 olması

konuları oylanacaktır. Halkın bunu en işi şekilde düşünüp
karar vermesi gerekir. Son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde
çıkan krizi hatırlayıp, artık bunlara bir son vermek ve ülkeyi
çıkmaza sürüklememek için Referandumda EVET oyu vereceğim.
Herkesi de Evet demeye davet ediyorum.

Read more...

Sanal Borsa

Her konuda pratik en önemlisidir, der bir yabancı atasözü.
Borsa ile ilgileniyorsanız ve hisse senedi alıp satmak istiyorsanız
ancak bunu yapacak para ve cesaretiniz yoksa işte size kendinizi
deneyebileceğiniz bir sanal borsa oyunu: Virtual Stock Exchange

Bu siteden üye olur, kendinize sanal portföy yaratır ve diğer
üyelerle yarışırsınız. Kazanınca da kaybedince de aslında bir tek
kazancınız vardır: TECRÜBE. Tavsiye ederim...

Read more...

18 Ekim 2007 Perşembe

Genç Siviller Rahatsız (!)

2006 yılında bile darbe olan Tayland gibi olmaktan korkuyoruz.

Irkçılığın ve ayrımcılığın gündelik hayat haline dönüştüğü Apartheid Güney Afrika’sı olmaktan korkuyoruz.

Sokaklarda bile başörtüsüyle gezmenin yasak olduğu Tunus olmaktan korkuyoruz.

İran olma korkusunun tedavülden kalkmasından korkuyoruz.

Yeni Anayasaya “Türkiye Malezya olamaz, olması teklif dahi edilemez” maddesi konmasından korkuyoruz.

Emekli Subaylar, ADD ve ÇYDD’nin Kuala Lumpur meydanında Cumhuriyet Mitingi düzenlemesinden korkuyoruz.

Türkiye’deki cuntacıların Malezya’da darbe girişiminde bulunmasından korkuyoruz.

Genel Kurmayın, Malezya tehlikesi üzerine, iç hizmet kanunundan kaynaklanan sorumluluklarını hatırlatan bir gece yarısı bildirisi yayımlamasından korkuyoruz.

Malezya’ya benzememek için Türk bayrağından ay ve yıldızın çıkarılmasından korkuyoruz.

Bu tartışmaları ciddiye alan Malezyalıların incinmesinden korkuyoruz.

Malezya’ya benzemek isteyen İslamcı müteahhitlerin boğaza Petronas Kuleleri dikmesinden korkuyoruz.

Cumhuriyet Gazetesi reklâmlarındaki Tehlikenin Farkında mısınız? yazısının Malay alfabesiyle yazılmasından korkuyoruz.

Doğan Medya Grubunun Zaman ve Yeni Şafak Gazetelerini de satın almasından korkuyoruz.

Doğan Medya Grubunun Malezya’da Gazete Almasından korkuyoruz.

Bu gazetenin de “Malezya Malaylarındır” sloganıyla çıkmasından korkuyoruz!

Ertuğrul Özkök’ün bu gazeteye Genel Yayın Yönetmeni olmasından ise Malezyalılar korkuyor!

Aydın Doğan’ın bir kızının daha TÜSİAD başkanı olmasından korkuyoruz

Laik görünmek için eczanelerde bile içki satılmasından korkuyoruz.

Ramazan reklamı yapan Coca Cola’nın yeşil sermaye diye ilan edilmesinden korkuyoruz.

İsmail Türüt’ün Eurovision’da bizi temsil etmesinden korkuyoruz.

Ozan Arif şiirlerinden ÖSS’de soru sorulmasından korkuyoruz.

Katilleri öven açıklamalar yapan İzmir Baro Başkanının bir dönem daha seçilmesinden korkuyoruz.

Hürriyet Gazetesinin Pınar Selek’i 11 Eylül saldırısından da sorumlu tutmasından korkuyoruz

Yeri gelmişken, Fadime Şahin – Ali Kalkancı filminin devamının çekilmesinden korkuyoruz.

Meclis’i dualarla açılan Yunanistan’ın bizden önce Malezyalaşmasından korkuyoruz!

İstanbul Bienalinin Kemalizm eleştirisi yapan Küratörü Hou Hanru’nun ilk görüldüğü yerde Serdar Ortaç ve Reha Muhtar’ın 10. yıl Marşı söylemeye başlamasından, Şenay Düdek’ in çatal fırlatmasından, Hürriyet gazetesinin Hanru’nun Kürdistan haritası önünde fotoğraflarını üretmesinden, muhalif Küratörün Çin hükümetine teslim edilmesinden korkuyoruz.



gencsiviller.net

Read more...

13 Ekim 2007 Cumartesi

Kurtlar Vadisi



Kurtlar Vadisi'ni önceleri, çok reklam veriyorlar diye, seyretmezdim. Ancak tavsiyelerine çok güvendiğim arkadaşlarımdan dizinin methini duyunca, ilgisiz kalamadım. Dizinin sinema versiyonu 'KV Irak' filmini de seyrettim ayrıca. Daha sonra bu serinin 'Terör' temalı dizisini çok iştahlı bir şekilde beklemiş ve seyretmiştim. Bu filmin ve dizinin neden yasaklandığına meraklanınca, gazeteci-yazar Alev Alatlı'nın yazısını okumuştum. O gün çok sevdiğim bu makalede:

"Ey, ihtiyatlı resmi/sivil aydınları ülkemin! Ey, hayatı göğüslemeye gelince, sıradanlaşan sıradışı entellektüelleri ülkemin! Sakın, duymasın bizim yeniyetmeler kötülüğün amansız bir gerçek olduğunu! Biri diğerinin gırtlağına çökmüş, boğazlamaya çalışan, aynı kalbi paylaştıkları için bir ömür boyu başaramayan, ak saçlı siyam ikizlerinin varlığını. Çıplak memelerine yapıştırdıkları çıplak bebelerini, açlıkla kudurtulmuş bekçi köpeklerine teslim etmeyen, karınları burunlarında, çırılçıplak gebeleri. Dağıtılan beyinleri. Akıtılan beyinleri. Boşaltılan beyinleri. Çocuk çığlıklarını. Dev ... paraladığı ufacık çocukların cesetlerinden arda kalanları. Bir an önce ölmek için çırpınan gaz odası kurbanlarının haykırışlarını. Boşalan barsaklarının paniğini. Birkaç asılan, boynu kırık bedenleri! İşgalcilerin bir deri bir kemik bıraktığı bedenlerin dağlar gibi yığıldığı münbit toprakları. Çarpılan ağızları, dökülen dişleri. Oyulan gözleri. Kanı, dışkıyı, karanlığı. Eksi altmış derece soğuğu, artı altmış derece sıcağı. Karbonmonoksit, amonyak, metan püsküren taşlaşmış gezegeni. Tamahı, ihaneti, zulmü, iftirayı, tuzağı, dalavereyi. Soykırımın varlığını duymasınlar."

*****
"Yiğitliğin, "yiğitler"in kendilerinden başka kimseye erdem olarak görünmediğini de bilsinler. Hangi kitap kurdu demiş, öğretilmiş çaresizlik bu topraklarda yaşayakalmamızın önündeki en büyük müşküldür diye? Kim demiş, en büyük müşkül, yitirdiğimiz özgüvenin yeniden tesisidir diye? Hangi aklı evvel tespit etmiş, fena halde ürkütülmüş, savunmaya itilmiş olduğumuzu? Kavrukluğuna bakmayıp, durumu hamasi böbürlenmelerle idare eden bizim gibi ilkel kalabaların, "yiğit" tipolojilerine ihtiyaçları olamaz! "Yiğit" tipolojilerine, ne gerçekte, ne ekranda, ne sanalda, ne lâfta, ne perdede, ne temennide, ne de duada ihtiyaçları olamaz!
"Polat" tipolojisi de kim oluyormuş?!. Bırakın, yiğitlik, John'lara, Johnny'lere, marinlere, rambolara, dört köşe çeneli Marlboro erkeklerine kalsın. Biz, delikanlılarımızın başına çuval yerine kadın içliği geçirerek, "insancıl"laştığımızı sanalım! Bu gezegende obez bir efendinin sofrasına sığınmış bir garip besleme kadar bile şansımız olmadığını unutalım. Aklımızı, iz'anımızı, RTÜK'e ve sivil avenesine teslim edelim! Gerçeklik gibi, umut gibi, sanatsal üretim gibi, başarı gibi utanç verici düşüncelerden uzaklaşalım. Avrupa Yakası'na, olmazsa Gümüş'e takılalım, kimseyi incitmeyelim, kimseyi kırmayalım, medeni abilerimizin izinden ayrılmayalım! Müstehaktır. Dünyayı bilmeyen, dünyanın maskarası olur. Kötülüğü bilmeyen, yaşamın. "

Kurtlar Vadisi Pusu dizisini de aynı heyecanla seyrediyorum. Türkiye'nin şuanda içinde bulunduğu karmaşık durum çok sade ve anlaşılır bir şekilde izleyiciye sunuluyor. Özellikle son aylardaki 'terör' olaylarının, adeta menşeini resmediyor ve büyük fotoğrafı görmeye yardımcı oluyor. Umarım böyle de devam ederler. Konuyu Alev Hanım'ın çarpıcı sözleriyle bitiriyorum:

"Akıl vermek haddim değil; ama kadim bir Uygur diskuru vardır. "Kendinize güvenin!" der, "Kendinize güvenin! Akranlarınızın, çağınızın, Gerçeklik'in payınıza düşen kadarıyla da olsa, hakkını verin. Dil, din, ırk, cinsiyet ayırımının tuzağına düşmeden, zamanınızın en yetkin bilginleriyle, sanatçı ve filozoflarıyla dostluk kurun. Mahrem düşüncelerinizi aşkın zekâlarla paylaşın. Sizler, anneleri tarafından sakınılmak durumunda olan özürlüler ya da çocuklar değilsiniz. Kavminizin kaderini eline almaktan kaçınan korkaklar değilsiniz. Sizler, mağdurların kefaretini ödeyecek, kâbustan uyandıracak yetişkin erkeklersiniz."

Read more...

10 Ekim 2007 Çarşamba

Şehitler Ölmez

Ne mutlu Türküm diyene

Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza ve şahadet mertebesine ulaşan vatan evlatlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa, aziz milletimize başsağlığı diliyorum.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE...

Read more...

5 Ekim 2007 Cuma

CeBIT'te bir 'Ben' var, benden içeru !


Nicedir gitmek istediğim CeBIT Bilişim Eurasia fuarına, nihayet bugün (5 Ekim) gitme fırsatı bulabildim. Her standı gezmek zor ve zahmetli olduğu için ben de Turkcell, Avea, Digiturk, Turksat, Vestel ve Samsung standlarını gezebildim. Bunlarla ilgili gözlemlerimi kısaca aktarmak isterim:

Turkcell'in standı oldukça eğlenceli ve canlıydı. Güzel seyirliklerin yanısıra, 3G ile ilgili çarpıcı uygulamalar, ATM'den kartsız para çekme, mobil belediyecilik hizmetleri, sim kartlı notebook ve mobil sağlık cihazları gibi ürünlerini görebilme şansına sahip oldum. Öncelikle belirtmeliyim ki Turkcell 3G teknolojisine önemli ölçüde yatırım yapmış. Ancak kişisel fikrim odur ki 3G ihalesinin iptal edilmesi Turkcell'in de işine yaramıştır. Turkcell yetkililerinden edindiğim bilgiye göre 2008 sonunda tekrar yapılacak olan ihaleye kadar, ülkeye de yeteri kadar 3G uyumlu cep telefonu girecektir. Bu da yapılan yatırımı 'fos' olmaktan çıkaracaktır. Amma velakin seneye yapılacak olan ihaleyi bu kadar 'ucuza' alabilecek midir, hepimiz göreceğiz.

Avea standı da görülmeye değerdi. Dans gösterileri, yarışmalar, hediyeler, interaktif oyunlar...
Özellikle, tüm yönlere dakikası 25 Ykr olan HepsiBir tarifesi, Avea hattı almamı sağlamıştır ki bu da Avea'nın fuar açısından başarılı olduğunu gösteriyor sanırım. Bunun yanısıra, yeni servislerden "biAlem, Renkli SMS, Neşeli SMS, Mobilİmza, MobilOfis uygulamaları" CeBIT'te Avea standında. Yiyecek ve içecekte de bonkör olduklarını söyleyebilirim.

Digiturk standı bayağı egzotikti. Her yer siyah ve tonlarıyla donanmıştı ki bu da insanı dijitalize eden bir durumdu kanımca. Fazlaca kalamadığım ancak Web TV ve Mobil TV teknolojilerini yakından görme fırsatını bulabildiğim bir standdı.

Vestel'in, özellikle HD televizyonlarıyla ilgi çekici bir standı vardı. İnteraktif oyunlar (Kabus22), yarışmalar fazlaca ilgi gören yerlerdi.

Samsung standı, 3 ve 3.2 MPiksel kameralı cep telefonlarıyla doluydu. Tasarımda 'aşmış' olduklarını ve Nokia'ya alternatif olduklarını söyleyebilirim.

Turksat standı, fırlatılmasına 160 gün kalan 'Turksat 3A' uydusu ve 'Uydu üzerinden Internet' odaklı tasarlanmıştı. Uydu üzerinden Internet konusu bakir alanlardan birisi olmakla beraber xDSL teknolojisine ne kadar alternatif olur, orası ayrı.

Sonuç olarak; teknolojinin içinde ben de varım, gelecek ufkumu genişletmek istiyorum bunun yanında güzel kızları da görmek fena olmaz diyorsanız, buyrun eğlence sizi bekliyor.

Ayrıca bkz: http://www.cebitbilisim.com/

Read more...

Tahir ile Zühre meselesi

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte.

mesela bir barikatta dövüşerek
mesela kuzey kutbuna keşfe giderken
mesela denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.


Ne güzel demiş Nazım... tahiri zühre sevmeseydi artık, yahut hiç sevmeseydi, tahir ne kaybederdi tahirliğinden? tahir tahirdi hep, hep de öyle kalacak, zührede bir tahir var, o da sadece zührenin olacak...

Read more...

28 Eylül 2007 Cuma

Neden Malezya?

Türkiye şimdi de Malezya'ya benzetilmeye başlandı.
Peki yıllarca İran'a benzetilen, İranlılaşmakla korkutulan,
sindirilen bu halk neden şimdi Malezya'ya benzetilerek bir tercih
yapmaya zorlanıyor...
İran'ın yaptığı -özellikle teknoloji alanında olmak üzere- atılımları,
Batıya -Amerika'ya- kafa tutuşunu, son derece milliciliğini,
deli ve gözükara liderini takdir eden halkımız; acaba İran
olmayı isteyebileceği bilindiği için mi artık İran'a benzetilmiyor?
Yoksa bir psikolojik harekatın gene tam ortasında mıyız?

Yorum sizin...

Read more...

27 Eylül 2007 Perşembe

Tutuştu yine gönül...

"...
bitti o sevda kesildi çığlıkları martıların
su gibi bitti, suya karşıt gibi bitti
itti kıyıyı adına deniz dediğimiz şey
unuttuk ikimiz de her türlü yetinmezliği
kaybetti kumarda gözlerim
kaybetti kumarda gözleri.

bir koru rüzgarlandı göğüs boşluğumuzda sanki
uzaklaştı ağaçlar birbirlerinden
yakınlaştı ağaçlar birbirlerine
yani her soluk alıp verişimizde bizim
bir mekik gibi kalbin
bir mekik gibi kalbim
işleyip durdu bu yitikliği yeniden.

ne kaldı
farkında mısın bilmem
gündüzler...
gündüzler biraz azaldı
..."

Read more...

20 Haziran 2007 Çarşamba

Bulanık Mantığın Babası: Lütfi Askerzade


Lotfi A. Zadeh (İngilizce kaynaklarda) veya Lütfi Askerzade (4 Şubat 1921-) İran'lı Azeri-Türk asıllı matematikçi ve bilgisayar uzmanıdır. Kaliforniya Üniversitesi'nin Berkeley kampüsünde bilgisayar profesörü olarak görev yapmaktadır. Lütfi Askerzade 1921 yılında Kuzey Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de doğdu. Rus asıllı annesi hekim, Azeri asıllı babası ise bir gazeteciydi. Ailesi 10 yaşındayken Stalin’in Sovyetler Birliği’nde uyguladığı baskıcı ve diktatör rejimin zulmünden dolayı Bakü’yü terk edip Tahran’a göç etti. İlköğrenimini Tahran’da, liseyi ise ünlü Alburz Koleji’nde tamamladı. Liseyi bitirdikten sonra Tahran Üniversitesi giriş sınavına katılıp, ikinciliği elde ederek Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde öğrenime başladı. Üniversite öğrenimini bitirdikten hemen sonra 1942 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne gidip orada Boston'daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde Elektrik Mühendisliği yüksek lisans öğrenimine başladı. Ardından New York’ta bulunan Columbia Üniversitesi’ne girip 1949 yılında doktora diplomasıyla mezun olmuştur. Prof. Lütfi Askerzade, Sistem Teorileri üzerinde araştırmalarına Columbia Üniversitesi’nde başladı. 1956 yılında Princeton Üniversitesi davetlisi olarak İleri Araştırma Enstitüsü’nde araştırma ve eğitmenliğe başladı. 1959’da ise Kaliforniya Üniversitesi’nde eğitmenliğe devam etti. 1963 yılı itibarıyla Kaliforniya (Berkeley)Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Fakültesi dekanlığına seçilir. Azeri Türklerden olan bilgisayar ve elektronik bilimcisi Lütfi Askerzade 1965’te Bulanık Kümeler (Fuzzy Sets) başlıklı bir makale yayınladı. Berkeley Kaliforniya Üniversitesi’nde profesör olan L. A. Zade, bu tarihin dört yıl öncesinde, 1961’de yayımladığı bir makalesinde “olasılık dağılımıyla tanımlanamayan bulanık ya da belirsiz nicelikler için farklı bir matematiğe” ihtiyaç bulunduğunu yazıyordu. Çünkü, Zade doğadaki görüngülerin ve süreçlerin sonlu değerli mantıkla açıklanamayacağını düşünüyordu. 1960’ların sonlarında Zade’nin makalesi kesinlik vurgusundan vazgeçmeyen bilimsel çevreler tarafından kabul görmemiş ve hatta ABD Kongresi’nde ABD Ulusal Bilim Vakfı (NSF– National Science Foundation) kaynaklarının boşa harcanmasına örnek olarak anılmıştı! 70’lerde ise Avrupalı ve özellikle Japonyalı bilim adamlarının bu konuda artan araştırmaları ve mühendislik uygulamaları sayesinde bulanık mantık ve bulanık kümeler kuramı artan hızla gelişti. Günümüzde bulanık mantık otomobillerin vites kutularından bulaşık makinelerine, elektronik devrelerin ve yapay zekanın karar verme algoritmalarına kadar oldukça kapsamlı teknik uygulamalara sahip; hatta Tokyo metrosu bulanık metro temelli bilgisayar ve mühendislik sistemleriyle işlemekte. Bilgisayar ve enformatik bilimleri, kontrol sistemleri, karar alma algoritmaları bulanık mantığın yoğun olarak kullanıldığı alanlar olarak beliriyor. Lütfi A. Zade işten emekliliğe ayrıldıktan sonra da Berkeley Üniversitesi bilgisayar programlama merkezinin yönetimini üstelenerek pek iyi (Professor Emeritus) derecesine layık görünmüştür. Bu merkezin 2000’den fazla üyesi ve 100 civarında bilim kurumun bağlandığı yer gibi çalışmaktadır. Lütfi A. Zade 1965 yılına kadar sistem teorisi ve karar teorilerin analizi üzerinde yoğunlaşmıştır, ancak bu yıldan itibaren Bulanık Mantık (Fuzzy logic) üzerinde çalışmalarını başlayıp bu mantığın yapay zeka, dilcilik, mantık, karar teorileri, kontrol teoriler ve sinir sistemleri şebekeleri üzerinde olan etkilerini araştırmıştır. Artık son zamanlarda Bulanık Mantık (Fuzzy Logic), bilgisayar hesaplamaları ve doğal diller ve bilgisayar teorisi üzerinde yoğunlaşmıştır. Prof. Dr. Lütfi A. Zade’nin Bulanık Mantık’ı ortaya koyduğu andan itibaren günümüze değin dünyada 15000’e yakın bilimsel makale yayınlanmıştır.

Read more...
Related Posts with Thumbnails

  © SUgibiOL Blog 2007-2016

ÜST